7 Kasım 2009 Cumartesi

DUST BOWL-TOZ ÇANAĞI












Kirli 30'lar....

İsmi bile ne kadar üzücü.Resimlerse bir o kadar ürkütücü...

1900'lerin başındayız.Farklı coğrafyalardan milyonlarca göçmen Amerika Birleşik Devletlerine göçerken,yeni bir hayata başlamanın verdiği umutla,çektikleri onca yoksulluğun artık geçmişte kaldığına o kadar emindirler ki...

Orta Amerika'nın yüksek platoları,yemyeşil yabani otlarla kaplı.Binlerce yıl süren uyum aşamasından sonra her türlü kuraklığa,aşırı ısı farklılıklarına bünyelerini adapte edebilmiş,üzerinde keyifle otlayan bizonlara yarenlik etmekteler.

Amerikan hükümeti bu bakir toprak parçalarını yeni gelenlere açar.Kızılderililer ve bizonları çok uzaklara sürer,yerine hayatında ilk defa çiftçilik yapacak göçmenlere dönümlerce arazi verir.Tarım Amerika'nın kurtuluşu olacaktır!Yeni çiftçiler sabanlarla sürmeye başlar.Nasıl da kolaydır.Mısırı,buğdayı ekersin,yağmur yağar,gelişirler ve biçersin....Altın devir başlamıştır.Buğdayın kilosu 2 doları da geçer!

Yabanotları huzursuzdur.Onları yerken bir yandan da gübreleyerek toprağa sımsıkı bağlanmalarını sağlayan hayvan dostları yoktur artık.Onları okşarcasına seven,doğaya dost kızılderililer gitmiş,yerlerine bu ne yaptığını bilmeyen açgözlü insanoğulları gelmiştir.
Amerikan hükümeti toprağı ''yokedilemez sonsuz kaynak'' ilan eder.Daha fazla yabani otlak sökülüp yerine bu coğrafyanın yabancısı dirençsiz buğday ekilir.1917 traktörle beraber teknolojik atılım son kalan yaban otlaklarını da kıtıtr kıtır keser atar.Yüksek teknoloji sağolsun 3 günde sürülen yer 3 saatte hallolur!
Yabanotları şaşkındır.Kenarda köşede boy atmaya çalışırlarken sorarlar kendi kendilerine ''Yağışlar şimdi iyi ama ya kuraklık olduğunda ne olacak???Milyonlarca yıl alan şu 30 santimlik mineral deposu verimli toprağın oluşmasını nasıl riske atabildiler?Bu sıska çelimsiz buğday mı koruyacak bu toprağı.Kökü bile eften püften haspanın!!!''
Yeni kocaman evler,hatta arabalar,sıfırdan nereye.Bir çiftçi kadın beyzbol yıldızı Baby Ruth'tan daha fazla kazandığı için böbürlenmektedir.Yüksek otlaklar 20 yılda yokedilir ama buğday sayesinde Amerika ilk defa Rusyayı ihracatta geçer...Borsa tavan yapar.1928 mükemmeldir!
Birkaç tane yabanotu nasılsa bir buğday tarlasının biraz ötesinde hala hayattadır.1929 yılıdır ve saf genleri binlerce yıllık bir bilgiyi verir onlara.Sıkı tutunun toprağa bu son yağmurlardı.Havayı kokladıklarında buram buram kuraklık kokusunu duyarlar da şu insanoğlu sadece borsadaki ne yenir ne yutulur eciş bücüş sayılarla kağıtlarla yatıp kalkmaktadır...Havayı koklamayı bile bilmezler.
Borsa çöker,kağıtsal felaket had safhadadır.Çiftçiler dışında kimse o yılki kuraklığın farkına bile varmaz.1933,34,35...Çiftçiler panik haldedir.Yağmur sabanı takip eder sözünün koca bir yalan olduğunu toprağı daha de derin kazarak,çılgınca defalarca ekim yapıp tek bir başak bile yetiştiremeyince anlayan sonradan oldurma çiftçi derhal hükümete koşar ama mal derdinde olanlar can derdindekileri dinlemezler bile...
Toprak çırılçıplaktır.Böğrünü delen traktörler unufak etmiştir her hücresini.Rüzgar hafif hafif eserken güçlenmiş ve bir yıl içinde Grand Kanyon'u yarısına dek dolduracak verimli toprağı okyanusa dek taşımıştır.Yine aynı yerde biten birkaç yabanotu kahretmektedirler kendilerini.Eğer diğer kardeşleri de burada olsalar,toprağa elbirliği ile sahip çıkar,sonsuz köklerini binlerce yıldır ve o anda da yaptıkları gibi toprağa daldırır,onu yumuşacık sarıp sarmalar,korurlardı...
Kuraklık,fakirlik ama en kötüsü o kapkara toz toprak fırtınaları....Birkaç yıl içerisinde gözlerinin önünden uçup giden verimli tarlalar.Genç bir oğlan aniden bastıran toz toprak fırtınasında syere yatarak sadece canını kurtarabilir.Annesi onu bulduğunda gözleri kapkara toprakla doludur ve bir daha güneşi asla göremez.Başkent Washington'da oturanlar ise hala konuyu önemsememektedir.Ne olmuş yani biraz toz toprak kalktı ise!!!
Yabanotları acır insanoğluna.Kocamandır,boyu posu,ağzı dili ayakları ve beyni vardır ama hala tozun toprağın içinde bir yabanotu kadar,bir solucan yada karınca kadar bile becerememektedir varolmayı.Madem yüzme bilmezsin ne işin var denizde misali gittikçe boğulmaktadır...
Bir insan gibi insan,toprağın sonsuz olmadığını hükümete anlatmaya çalışırken,alaya alınır,küçümsenir.O ise yılmaz devam eder.Yabanotlarını anlatır,erozyon engelleme tekniklerini ama hala üç maymunu oynamaktadır bir zamanlar o fakir insanları zenginlik vaadiyle o yüksek otlaklara yerleştirip yabanotlarını yolduran kişiler....Ne zaman ki rüzgarlar Doğu yakasına ulaşır,Manhattan,Washington DC kapkara toprakla örtülür,işin ciddiyeti o zaman anlaşılır.
Uzaktan uzağa olup biteni seyreden gürbüz yabanotları hem şaşkın hem de çok sevinçlidirler.Son kalan birkaç santim verimli toprağı kurtaracak yabanotları ülkenin farklı yerlerinden getirilip tekrar eski ait oldukları yerlere ekilir.Duyduklarına göre taaa Kanada sınırından Teksas'a dek milyonlarca ağaç rüzgarı tutması için dikilmiştir.2,5 milyon kişi bu ''verimsiz fakir'' yerine ''verimsizleştirdikleri fakir'' topraklardan göçüp gitmişlerdir...
Steinbeck Gazap Üzümlerini yazarken bu ''fakir'' insanları anlatır ve Pulitzer alır 1943 yılında.
Artık tarım bakanlığının ''Toprağı Koruma'' başkanlığı vardır ve toprak ''yok edilemez sonsuz kaynak'' olmaktan çıkartılıp,korunmaya alınır.Yıl 1930'ların sonudur.
Yabanotları yaşar durur mutlu mutlu toprağı koruyup geliştirirken.İyi ki hala bilge tarım üstadları var ve dengeyi hep koruyorlar...
Bir bilim adamı 1939'da mucizevi bir kimyasal madde keşfeder ve 1948'te Nobel Tıp ödülünü alır.
Bu faydalı ürünün adı DDT'dir!
Sevgiyle kalın
Yeşim Güriş



5 yorum:

  1. Ellerine sağlık Yeşim. Çok teşekkürler paylaştığın için.

    YanıtlaSil
  2. Zaman ayırıp,okuyup,bir de beğendiniz ya benden mutlusu yok :)Sağolun...

    YanıtlaSil
  3. Cok güzel bir yazı. Teşekkürler. Tamamen "dust bowl" un turkcesini ararken karşılaştım. Cok ilginçti

    YanıtlaSil
  4. Rica ederim,çok mutlu oldum bir faydam dokunduysa.

    YanıtlaSil