Bu aralar ''iyi tarımdan ne anlıyoruz'' ile ilgili çooook çalışmam lazım çooooooooooook vaziyetinde olduğum http://www.shumei-na.org/
ve DEMOKRATİK YAŞAM DERGİSİ'nin Temmuz sayısına yazılar yetiştirmeye çabaladığım için 24 saat biraz darlaştı!http://www.demokratikyasam.com/2.sayi/elmayi_yiyende_suclu_degil_mi.html
Ama çok keyifli mesleğim dışında bir şeyler üretebiliyor olmak.Dün gece Food Inc. filmini izledik FSD'grubundan dostlarla ICA'de.
http://www.istanbulculinary.com/tr/hakkimizda/adresimiz
Mekan çok sevdiğim bir mekan.Vedat Başaran'ın Gastronomi ve Şarap kursundan arkadaşım sevgili Banu'yu tekrar görmekte ayrı bir keyifti!
Dönüşte sahil yolunda sağ ve sol şerittten 80 km hızla trafik akarken kaldırımdan metalik gri bir araç 3 araba önümde yola atladı!ABS sistemi ve her zaman yolun ilerisine bakıyor olmam sayesinde önümdeki araca 2 cm kala durabildim.Ama ne yazık ki arkadan gelen araç ve diğerleri duramadı.En önde ben ve diğer dört araç yamuk yumuk bir zincirin halkası oluverdik!Allahtan yaralanan olmadı.Benim arkamdaki 2009 model Honda tamamen haşat ve ne ilginçtir airbagleri açılmadı!Bir ara Honda almayı düşünüyordum ama aracın halini görünce sonsuza kadar vazgeçtim.Ben kazaya neden olup kaçan metalik gri aracın plakasını yazmak için hafif şokla çantamda kalem aranırken,arkadan 4.aracın sahibi herzaman kşlştlediğim kapımı açamayınca dışarıdan deli gibi bana bağırıp suçlamaya başladı!Hanfendi iyi misiniz,birşey oldu mu hak getire!Tabi benim de sadmenin etkisi ile zaten iyice kısalan hafızam plakadaki sayıları bir anda karıştırıverdi!İndim ve ne olduğunun farkında olup olmadığını,gri aracın yola nasıl atladığını nasıl göremediğini sordum,sustu!
Polis nasıl oldu diye sorduğunda bu sefer taksinin şöförü ''Abla aniden durdu bizde birbirimize çarptık''deyince bana da yeni bir yazı konusu çıkmış oldu!Bir saat raporlar tutuldu,alkol herkeste sıfır çıktı.Her nedense diğer sürücüler hep erkek olduğu için bir koalisyon ve bana öyle bir suçlama ki görmelisiniz!Polisin yanında bir daha beni suçlar ifadeler kullanılınca ben de patladım artık!
''Ben ve önümdeki üç araba yola baktığımız ve dikkatli araba kullandığımız için durabildik.Sizler duramadınız ve gelip bana arkadan vurdunuz!En az 50 m arkamdan gelen Hondayı kullanan 22 yaşındaki şöför arabasındaki dört hatunla muhabbet edeceği yerde yola baksa idi zaten bunlar olmaz idi.Bizler durabildikten sonra önümdeki araba bastı gitti.Ben tam hareket ederken arkamdaki bana çarpar çarpmaz zincirleme kaza olmasın diye en az 40 m ileri bastım ama o Honda kazık gibi olduğu yerde durunca siz birbirinize çarptınız!''
Eh umarım anlamışlardır sadece bayan olduğum için bunca hakaret ve haksız suçlamayı kabul edemeyeceğimi!Hani ayaklar baş oldu derler ya,alın işte size başka bir örnek!Kazada durabilmeyi beceren bir tek benim şu beceriksizlerin ettiği lafa bakın,yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali
Trafik polisi de geldiğinde benim arabamla diğerleri arasındaki mesafe farkını görüp olayı zaten Honda'nın dikkatsizliğinden olduğunun anladı ve oğlanı bir güzel fırçaladı sonunda!Erkek milleti de sustu oturdu!
Ha kazaya neden olan aracın tüyüp gitmesi yanına kar kaldı!Olanda benim hafif ezilen tamponuma ve rezil olan geceme oldu!Bir de kağıtları filan alıp Demirciler Sitesi diye bir yer aramam lazım ki o gri aracı şöförünü Allaha havale ediyorum!
GDO'suz olmaz tabi.Aşağıda Televizyon gazetesinden bir alıntı.
Sevgiyle kalın.
Yeşim Güriş
TBMM heyeti ABD'ye, bu ülkenin Tarım Bakanlığı sponsorluğunda, ''GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ve Tohum Gezisi'' düzenlenmişti ve daha sonrasında yapılan geziye katılan milletvekillerinin yaptığı ''Bilgilenme amacıyla gittik. Biyoteknoloji demek ille de kötü bir şey yapılacak demek değil. Gezide, Meclis'e gelmesi beklenen Biyogüvenlik Yasa Tasarısı ile ilgili oldukça faydalı bilgilere eriştik" şeklindeki açıklamaları da kimi çevreler tarafından eleştirilere neden olmuştu.
Dünyanın bir çok ülkesinde GDO'lu ürünlerin ekilmesinin yasaklanmasına karşın Türkiye'de yaşanan bu ürkütücü gelişmeler NTV'de Okan Bayülgen'in 'Sade Vatandaş' programında gündeme getirildi.
35 KİLOMETRE ÇAPINDAKİ ALANDAKİ TÜM YAPIYI DEĞİŞTİRİYORLAR!
Programa konuk olan Çiftçi-Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu, GDO'nun insan sağlığı üzerindeki zararlarını anlatarak daha öncesinde çiftçinin melez tohumları almak zorunda bırakılmasını hatırlatarak GDO'nun melez tohumdan daha tehlikeli olduğuna vurgu yaptı.
"Bu melez tohumla yetinmediler. Melez tohumlar aslına dönebiliyor. Melez tohumlar gidip başka tohumları genetiği değiştirilmiş tohumlar ise rüzgarla 35 kilometre kadar gidebiliyor" diyen Aysu, GDO'nun genler nedeniyle 35 km yarıçaptaki bir alanı değiştirebildiğini ve bunun da gıdada bir egemenlik sağladığına dikkat çekti.
ÇİFTÇİ, KENDİ TARLASINDA BEKÇİ HALİNE DÖNÜŞÜYOR!
Bu durumun aynı zamanda çiftçiyi de kendi tarlasında 'bekçi' konumuna düşürdüğünü ifade eden Abdullah Aysu, "Çiftçiyi çiftçilikten çıkarıyor, kendi ürününden tohum ayırma hakkını kaybediyor çiftçi. Kendi tohumunuzu ayırıp, onu bir sonraki yıl kullanmaya başladığınızda o mesleğin adı işte çiftçidir. Onu yapamıyorsanız siz o zaman çiftçi değil bekçisiniz ya da o firmanın taşeronu veya işçisiniz. Hem de üzerinize tarlanızı vererek" diye konuştu.
DİYANET BU KONUDA BİRŞEY YAPMALI!
Okan Bayülgen, bu konuda Diyanet'in bir açıklama yapması gerektiğine vurgu yaparak "Bu konuda, ne görse muhafazakar insan, herkes, ne görse 'Allah yarattı' diyor. Tohumu Allah yarattı, arıyı Allah yarattı, çiftçiyi Allah yarattı, yediğin domatesi, biberi Allah yarattı. Artık coni yaratıyor bunu! Diyanet işleri başkanlığı devreye girsin ve bu konuda bir fetva versin, bir şey çıkarsın, bir şey yapsın" diye konuştu.
HİÇ TEHDİT ALDINIZ MI?
GDO'nun uluslararası boyuttaki sermaye tarafından desteklenmesi ve ülkeye sokulmasında IMF'ye baskı yaparak hükümetleri zorlamaya kadar gidilmesiyle ilgili ifadelerin konuşulduğu programda, Okan Bayülgen, konuklarına ilginç bir soru da yöneltti.
Abdullah Aysu ile birlikte görüş bildiren İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Kenan Demirkol'a, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar'a verdikleri tepkiler nedeniyle tehdit alıp almadıklarını sordu.
Aysu ve Demirkol, kişisel olarak bu tür bir durum yaşamadıklarını ifade ettiler. Kenan Demirkol daha sonra şu çarpıcı açıklamayı yaptı:
"Bizim almamış olmamız, yurtdışında bunun olmadığı anlamına gelmiyor. GDO ile ilgili araştırma yapan bilim adamlarının tümü işinden oldu. Bir şekilde susturulmaya çalışılıyor. Türkiye'de işinden olan bilim adamları oldu. Tehdit değil eylem de var. Şu anda bize tehdit gelmemiş olmaması, bunların olmadığı anlamına gelmez."
ÖZELLİKLE MUHAFAZAR MEDYA BUNU YAPMALI!
Okan Bayülgen, program sırasında, Türkiye'den 'GDO ve Tohum Gezisi' çerçevesinde Amerika'ya giden milletvekillerinin isimlerini vermemeye ve direk olarak herhangi bir suçlama yapılmamasına özen göstererek "Tabi ki bunun araştırılması gerekiyor. Ayrıca biz bu milletvekillerinin isimlerini söylemiyoruz. Onların açacakları davalarla falan uğraşacak halde değiliz. Bunun ilgi çekici olduğunu söylüyoruz. Meclisimizin konuyla ilgilenmesi gerektiğini söylüyoruz. Ayrıca da medyanın konuyla ilgilenmesi gerekiyor. Özellikle muhafazakar medyanın bunu yapması gerekiyor" şeklinde konuştu.
ALLAH'IN YARATTIKLARINA BİR MÜDAHALE!
Çiftçi-Sen Başkanı Abdullah Aysu da muhafazakar kesime seslenerek, GDO'nun 'Allah'ın yarattıklarına bir müdahale' anlamı taşıdığına vurgu yaptı ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu konuda bir açıklama yapmasına ihtiyacımız olduğuna dikkat çekti.
KORKUNÇ BİR RAKAM:30 MİLYAR DOLAR!
İ.Ü. Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Kenan Demirkol, olayın ekolojik açıdan felaket olan yanına karşılık, çarpıcı bir tarafını da ortaya koydu. Demirkol, milletvekillerine yaptığı çağrıda şöyle konuştu:
"Bugün kronik hastalıklara bağlı ölümler, bütün ölümlerin yüzde 60'ını oluşturur. Kronik hastalıkların oluşumunda hatalı beslenme, tütün kullanımı ve hareketsiz yaşam vardır. Bu üçlünün en ağırlıklı olanı hatalı beslenmedir... Bu kronik hastalıklarının tedavisi için Türkiye her yıl 30 milyar dolar para harcıyor! Sayın milletvekilleri, 30 milyar dolar insanı hasta ettikten sonra harcayacağımıza, şu Anadolu çiftçisini görelim! Çok daha az destekle toplumun sağlıklı beslenmesini sağlayalım. Bir miktar para da cebimizde kalır!"
Televizyon Gazetesi
http://televizyongazetesi.com/?im=yhs&hn=34839&kw=T%FCm+bu+ger%E7eklerden+haberiniz+var+m%FD%3F
24 Haziran 2009 Çarşamba
23 Haziran 2009 Salı
KENAN DEMİRKOL HOCAMIZI TV'DE İZLEMEK İSTEYENLER


Hayat kurtarma misyonunu sadece ameliyat masasından değil,gidebildiği her panelde konuşma yaptığı kürsünün ardından da sürdüren Kenan Hocamız,bu sefer bistüri yerine kalemini kullanıyor!23 Haziran salı gecesi saat 22:00 de HAYAT TV'de ve 27 Haziran cumartesi sabahı saat 11:00 de ULUSAL KANAL'da.Her iki programda internetten canlı izlenebilecek.
Kenan Hocamız ''Kalemim Kılıcımdır'' sözünü ''Kalemim bistürimdir'' şeklinde değiştirerek kahramanlık literatürüne bir kez daha adını yazdırmış bulunuyor :)
Sevgiyle kalın
Yeşim Güriş
22 Haziran 2009 Pazartesi
BİR ŞEY YAPMALI!
Sevgili Ayşen Aygün'den davet var.Taksim'deki makina mühendisleri odasinda buluşuyoruz. Toplantımız 19.30 da,4. katta eğitim salonunda yapılacaktır
Sevgiyle kalın
Yeşim Güriş
Merhaba herkese,
Bir çoğunuzun bildiği üzere,son zamanlarda çoklukla gazetelerde,internette dolaşan yazılara haberlere göre mecliste olan biogüvenlik yasasıyla ilgili eksikler/yanlışlar hepimizin aklını,sonuçlarını düşününce de yüreğini zorluyor. GDO'ya Hayır Platformu ,Ekoloji sohbetlerindekinden farklı , son birkaç haftadır buluşmalar yaptı.Sevgili Abdullah Aysu ve Kenan Hocamız son katıldıkları Okan Bayülgen'in Sade Vatandaş programında 28 haziran toplantımızı deklare ettiler. Bu tarih tesbit edilirken,amacımız aldığımız duyumlarda bizi zorlamıştı ama,biogüvenlik yasasının sessiz sedasız geçmesini önlemekti.Meclisin tatile gitme kararıyla bu tarih konusunda ve diğer detaylarla ilgili,geçen hafta yine kapalı bir toplantı yapıldı.Ankara ile telefonla konferans görüşmesi sağlandı ve alınan ortak karar ise sevgili Abdullah Aysu'nun ifadesiyle,ki kendisi Trabzonda idi, "meclis tatile giriyor ama biz girmiyoruz,UNUTMADIK! ....UNUTTURMAYACAĞIZ! ...."oldu.
Buna göre 28 haziran Pazar günü Ankarada tüm bileşenlerinde temsilcilerinin katılımıyla,10.30-12.30 arası basın toplantısı yapmak,sonrasında da eylem planı çıkarmak.Meclisin tatilde olduğu ki bu Ağustos ortası gibi...biogüvenlik yasasıyla ilgili yurt çapında eylemler yapmak. Önümüzdeki hafta Perşembe akşamı yine makina mühendisleri odasında ki platformumuzun toplantı yeri olarak belirlendi:) yine toplantımız var.Bu toplantımız herkese açıktır.Pazar günü Ankarada yapılacak toplantıya eylem planlarıyla ilgili neler olabiliri,önerileri konuşacağız.
Hepinizi bekliyoruz.
TOPLANTI YERİMİZ MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI EĞİTİM SALONUDUR.
ADRES:MMO İstanbul Şubesi Katip Mustafa Çelebi Mh. İpek Sk. No:9 34433 Beyoğlu-İstanbul
İstiklal caddesinden Galatasaraya doğru giderken solda, Mc Donalds dan önceki sokağa giriyorsunuz, sokakta devam ediyorsunuz,soldan ikinci sokağa giriyorsunuz...sağdaki 4.bina..yanında apart otel var..
Bu arada okunmaya değer iki bağlantı toplantı öncesi oldukça derleyici...
http://www.bugday.org/article.php?ID=3133
http://www.karasaban.net/
Sevgiyle kalın
Yeşim Güriş
Merhaba herkese,
Bir çoğunuzun bildiği üzere,son zamanlarda çoklukla gazetelerde,internette dolaşan yazılara haberlere göre mecliste olan biogüvenlik yasasıyla ilgili eksikler/yanlışlar hepimizin aklını,sonuçlarını düşününce de yüreğini zorluyor. GDO'ya Hayır Platformu ,Ekoloji sohbetlerindekinden farklı , son birkaç haftadır buluşmalar yaptı.Sevgili Abdullah Aysu ve Kenan Hocamız son katıldıkları Okan Bayülgen'in Sade Vatandaş programında 28 haziran toplantımızı deklare ettiler. Bu tarih tesbit edilirken,amacımız aldığımız duyumlarda bizi zorlamıştı ama,biogüvenlik yasasının sessiz sedasız geçmesini önlemekti.Meclisin tatile gitme kararıyla bu tarih konusunda ve diğer detaylarla ilgili,geçen hafta yine kapalı bir toplantı yapıldı.Ankara ile telefonla konferans görüşmesi sağlandı ve alınan ortak karar ise sevgili Abdullah Aysu'nun ifadesiyle,ki kendisi Trabzonda idi, "meclis tatile giriyor ama biz girmiyoruz,UNUTMADIK! ....UNUTTURMAYACAĞIZ! ...."oldu.
Buna göre 28 haziran Pazar günü Ankarada tüm bileşenlerinde temsilcilerinin katılımıyla,10.30-12.30 arası basın toplantısı yapmak,sonrasında da eylem planı çıkarmak.Meclisin tatilde olduğu ki bu Ağustos ortası gibi...biogüvenlik yasasıyla ilgili yurt çapında eylemler yapmak. Önümüzdeki hafta Perşembe akşamı yine makina mühendisleri odasında ki platformumuzun toplantı yeri olarak belirlendi:) yine toplantımız var.Bu toplantımız herkese açıktır.Pazar günü Ankarada yapılacak toplantıya eylem planlarıyla ilgili neler olabiliri,önerileri konuşacağız.
Hepinizi bekliyoruz.
TOPLANTI YERİMİZ MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI EĞİTİM SALONUDUR.
ADRES:MMO İstanbul Şubesi Katip Mustafa Çelebi Mh. İpek Sk. No:9 34433 Beyoğlu-İstanbul
İstiklal caddesinden Galatasaraya doğru giderken solda, Mc Donalds dan önceki sokağa giriyorsunuz, sokakta devam ediyorsunuz,soldan ikinci sokağa giriyorsunuz...sağdaki 4.bina..yanında apart otel var..
Bu arada okunmaya değer iki bağlantı toplantı öncesi oldukça derleyici...
http://www.bugday.org/article.php?ID=3133
http://www.karasaban.net/
PEMBELER,HENÜZ BEBEK VE YEŞİLLER
Adını Penthesilia koydum!
Diğer fideler sapsarı çiçeğe durdular.Bakalım neler olacak?
Fesleğen ve lavantalar bu kadar yüksekte işe yaramayınca eski bir taktiği uygulamaya karar verdim.Saksı yakınlarına tabakla çiğ et koyuyorum.Dün toplam üç arı benim balkona ziyarete geldi bile!Müşterileri arı sokmasın diye otellerdeki et ile yapılan kapanlardan esinlendim ve işe yarıyor sanki!
Bugün toprak seviyesini arttırabilmek için plastik yükseltileri takıp bol bol boğazlama yaptım.Yarın yağsız süt banyosuna 15 gün aradan sonra devam.Yasemin ve hanımelinin altına saklanan galeri sinekleri için her iki saksıya da malçlama yapıp,birkaç kadife de onlara diktim.Galeri sineklerine ölüm!Arılar bu kata çıkamıyor,bu bücürlerin bu kadar yüksekte ne işleri var anlamadım ki!
Malça rağmen gitmezler ise,elektrik süpürgesi ile 5:30 sabah seanslarına devam.Pembişlerimi kimse rahatsız edemez.Onlar benim nazlı güzellerim.
Sevgiyle kalın
Yeşim Güriş
21 Haziran 2009 Pazar
AKBABALARLA ÇEVRİLDİĞİMİZİN FARKINDA MISINIZ?

Bu resime baktığınızda kurban sadece Afrikalı bir çocuk mu?Ya akbaba size başka birilerini de çağrıştırmıyor mu?Yeni tohum yasaları,biyo güvenlik sıkıştırmaları aslında bu resmi çok güzel açıklıyor.O resimdeki çocuk bizleriz.Yok hemen itiraz etmeyin.Şu an aç olmadığınızı,hatta hafiften fazla kilolu olduğunuzu biliyorum.Ama belkide siz Monsanto vb. tekelci tohum şirketlerine izin verdiğiniz anda,olan varlığımızı,zenginliklerimizi ve sağlığımızı bir anda nasıl kaybedeceğimizi bilmiyorsunuz.Henüz karnımız doyarken asıl tehlikenin farkında değilsiniz.Sanki parasızlıktan değil de yeterli yiyecek yok yalanı ile safları kandırıp,bizi doyuracağını vaadeden çok uluslu şirketlerin ağına düşersek asıl o zaman açlıktan sürünerek öleceğiz.Tıpkı bu akbaba gibi ensemizdeler,saldırıp parçalamak için en zayıf halkayı hiç usanmadan gagalıyorlar.Sanırım insanoğlunun en zayıf yönü nefsi.Para hırsı ve açgözlülük...
Şu an büyük bir ihtimalle hayatta olmayan bu çocuğun trajedisi üzerinden pazarlama ve satış yapabilecek kadar ... zihniyetlerin ve uşaklarının lütfen artık farkına varın.Bizim bu yalanlara karnımız tok,siz de yemeyin artık yeter....
Aşağıdaki yazı Cumhuriyet'ten alınma,devamı da bağlantıda.
Bilmeyen,duymayan ve UMURSAMAYAN KALMASIN!
GDO'lu ürünlerde büyük resmi görebilmek...
Geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız gıda krizi hâlâ hafızalarımızdayken, bazı teorisyenler bu gıda krizinin hiç de sanıldığı kadar masum olmadığını; dünyada yeteri derecede tarımsal üretim yapılmasına rağmen hâlâ milyonlarca aç insan olmasının ve yaşanan gıda krizlerinin gizli sorumlularının, tekelleşmiş olan konvansiyonel tohum, GDO'lu tohum üreticisi firmalar olduğunu iddia ediyorlar...
Yazarımızın ellerine sağlık!
Sadık Çelik
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&kid=11&hn=63466
Sevgiyle kalın
Yeşim Güriş
Yazarımızın ellerine sağlık!
Sadık Çelik
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&kid=11&hn=63466
Sevgiyle kalın
Yeşim Güriş
18 Haziran 2009 Perşembe
GDO ANAYASA MAHKEMESİNE TOSLADI
Yorgun argın eve döndüğünüz bir akşam sizi en çok mutlu edecek şey nedir bilemem ama ben şu an mest haldeyim.
Anayasa mahkemesi GDO'nun önünü kesti!Umarım böyle de devam eder.Tabi uyanık olmaya devam.Bazı hukukçular hemen pis kokuları bize işaret etmeye başladılar bile!Demokrasi ve insan haklarına aykırı bunca olumsuzluk yaşanırken dünyamızda,bu kadar güzel bir haberi her zaman duymak ta nasip olmuyor.Keyfini çıkaralım! Bu arada 116 defa maşallah!Tam 116 milletvekili uğraştı bu konu ile.İşte bu kahramanların isimleri de gururla eklendi bu sayfalara...Ellerinize sağlık.
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=124185
Sevgiyle kalın.
Yeşim Güriş
116 MİLLETVEKİLİN İMZASI
DENİZ BAYKAL
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
ATİLLA EMEK
TUNCAY ERCENK
NAİL KAMACI
OSMAN KAPTAN
OSMAN ÖZCAN
MEHMET BOZTAŞ
ÖZLEM ÇERÇİOĞLU
MEHMET MESUT ÖZAKCAN
MEHMET SEMERCİ
YAŞAR TÜZÜN
KEMAL DEMİREL
ALİ DİNÇER
MEHMET KÜÇÜKAŞIK
MUSTAFA ÖZYURT
İSMAİL ÖZAY
FERİDUN AYVAZOĞLU
MUSTAFA GAZALCI
V. HAŞİM ORAL
MESUT DEĞER
MUHSİN KOÇYİĞİT
RASİM ÇAKIR
NEJAT GENCAN
EROL TINASTEPE
MEHMET ALİ ARIKAN
ABDÜLKADİR ATEŞ
MUSTAFA YILMAZ
AHMET YILMAZKAYA
MEHET IŞIK
ESAT CANAN
ABDÜLAZİZ YAZAR
YÜCEL ARTANTAŞ
MEVLÜT ÇOŞKUNER
HALİL AKYÜZ
HASAN AYDIN
SIDIKA SARIBEKİR
ŞÜKRÜ M. ELEKDAĞ
ALİ RIZA GÜLÇİÇEK
HASAN FEHMİ GÜNEŞ
ZEYNEP DAMLA GÜREL
MEMDUH HACIOĞLU
BİRGEN KELEŞ
KEMAL KILIÇDAROĞLU
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
GÜLDAL OKUDUCU
ONUR ÖYMEN
MEHMET ALİ ÖZPOLAT
MEHMET SEVİGEN
BERHAN ŞİMŞEK
BİHLUN TAMAYLIGİL
VEZİR AKDEMİR
M. KEMAL ANADOL
CANAN ARITMAN
BÜLENT BARATALI
ALİ RIZA BODUR
AHMET ERSİN
ABDURREZZAK ERTEN
ERDAL KARADEMİR
YILMAZ KAYA
TÜRKAN MİÇOOĞULLARI
OĞUZ OYAN
MUHARREM TOPRAK
SEDAT UZUNBAY
MEHMET PARLAKYİĞİT
FİKRET ÜNLÜ
SELAMİ YİĞİT
MEHMET YILDIRIM
HÜSEYİN BAYINDIR
İZZET ÇETİN
NEZİR BÜYÜKCENGİZ
MUHARREM KILIÇ
NURİ ÇİLİNGİR
HASAN ÖREN
UFUK ÖZKAN
MUSTAFA ERDOĞAN YETENÇ
MAHMUT DUYAN
ERSOY BULUT
ALİ OKSAL
HÜSEYİN ÖZCAN
MUSTAFA ÖZYÜREK
ŞEFİK ZENGİN
ALİ ARSLAN
GÜROL ERGİN
FAHRETTİN ÜSÜN
ALİ CUMHUR YAKA
MEHMET ŞERİF ERTUĞRUL
ORHAN ERASLAN
İDRİS SAMİ TANDOĞDU
KAZIM TÜRKMEN
NURETTİN SÖZEN
MAHMUT YILDIZ
MEHMET NURİ SAYGUN
ENİS TÜTÜNCÜ
FERAMUS ŞAHİN
ŞEVKET ARZ
HASAN GÜYÜLDAR
V. SİNAN YERLİKAYA
MEHMET KARTAL
HARUN AKIN
NADİR SARAÇ
UĞUR AKSÖZ
KEMAL SAĞ
TACİDAR SEYHAN
ŞEVKET GÜRSOY
HALİL ÜNLÜTEPE
NACİ ASLAN
MUSTAFA SAYAR
ZEKERİYA AKINCI
A. İSMET ÇANAKÇI
İSMAİL DEĞERLİ
YAKUP KEPENEK
BAYRAM ALİ MERAL
MEHMET TOMANBAY
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU
116. FERİDUN F. BALOĞLU
11 Haziran 2009 PERŞEMBE
Resmî Gazete
Sayı : 27255
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2004/69
Karar Sayısı : 2009/6
Karar Günü : 8.1.2009
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Haluk KOÇ, Oya ARASLI ile birlikte 116 milletvekili.
İPTAL DAVASININ KONUSU : 27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un;
1- 5. maddesinin ikinci fıkrasının,
2- 9. maddesinin dördüncü fıkrasının,
3- 10. maddesinin ikinci fıkrasının,
4- 14. maddesinin ikinci fıkrasının,
5- 23. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesinin,
6- 25. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…ilgili mercilere…” ibaresi ile ikinci fıkrasının,
7- 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin,
a) Birinci paragrafında yer alan “…üretimden men edilir…” ve “…el konulur…” ibarelerinin,
b) İkinci paragrafında yer alan “…ürünlere el konulur…” ibaresinin,
c) Üçüncü paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir…”, “…el konulur…” ve “izinleri iptal edilir” ibarelerinin,
d) (b) bendinde yer alan “…faaliyetten men edilir…” ibaresinin,
e) (c) bendinin birinci paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir…” ibaresi ile ikinci paragrafındaki “…yöneticilikten men cezası…” ibarelerinin,
f) (d) bendindeki “…el konulur…” ibaresinin,
g) (e) bendindeki “…faaliyetten men edilir…” ibaresinin,
h) (f) bendinde yer alan “…toplattırılır…” sözcüğünün,
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11., 38., 40. ve 128. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
Dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“a) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen bu hükümde; gıda maddelerinin ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin gıda güvenliği, hijyen ve kalite analizlerini yapmak üzere, Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesi öngörülmektedir.
Kanunda herhangi bir asli düzenleme yapılmaksızın kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasları belirleme konusunda yürütmeye verilmiş olan yetki, bir yasama yetkisi devri niteliğini taşımaktadır. Çünkü Anayasanın 8 inci maddesine göre yürütme, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılan ve yerine getirilen bir yetki ve görevdir. Yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi yoktur. Bu yetki, Anayasanın 7 nci maddesine göre TBMM’nindir ve devredilemez.
Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının, Anayasanın 7 nci maddesine uygun olabilmesi için, temel ilkeyi koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerekir. Temel kuralları koymadan, ölçüsünü belirlemeden ve sınırlarını çizmeden, yürütmeye düzenleme yetkisi veren kural, Anayasanın 7 nci maddesine aykırı düşer (Anym. 06.07.1993, E. 1993/5, K. 1993/25).
Bu nedenle, söz konusu yetki, Anayasanın 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı olduğu gibi; Anayasadan kökenlenmediği için, Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişmektedir.
Diğer taraftan Anayasanın 38 inci maddesindeki “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi gereğince hangi eylemin suç sayılacağının kanunla belirlenmesi zorunludur. 5179 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, 5 inci maddede belirtilen kuruluş ve/veya faaliyet izni almadan faaliyete geçen özel gıda laboratuvarının faaliyetten men edileceği ve 10 milyar lira idari para cezası verileceği öngörülmüştür. Kuruluş ve çalışma izninin usul ve esaslarını belirleme yetkisine sahip olan İdare, bu yolla fiilin suç sayılıp sayılmayacağını belirlemiş olmaktadır. İptali istenilen hüküm, bu açıdan da Anayasaya aykırıdır.
Ayrıca nesnel yasa kuralları ile sınırları gösterilmemiş bir yetkinin, keyfi uygulamalara yol açabileceği ve bu nedenle Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesi ile de uyumlu olamayacağı da açıktır. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ve Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
Bu nedenlerle 5179 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
b) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen bu hüküm ile, gıda mevzuatı uygulamalarında esas alınacak olan “risk analizi” ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesi öngörülmüştür. 5179 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlığını taşıyan 3 üncü maddesinde, yalnızca risk analizinin; risk değerlendirmesi, risk yönetimi ve risk iletişimi ile bağlantılı üç ayrı süreçten oluşan sistemi ifade ettiği belirtilerek bu süreçlerin soyut tanımı yapılmakla yetinilmiştir.
Görüldüğü gibi gıda mevzuatı uygulamalarında esas alınacak olan ve üç ayrı süreçten oluşan risk analizi konusunda temel ilke konulup çerçevesi çizilmemiş; sınırsız, belirsiz, geniş bir alan yürütmenin düzenlemesine bırakılmıştır. Böyle bir düzenleme, asli bir düzenleme niteliği taşır. Yürütmenin ise Anayasanın 8 inci maddesine göre, Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi yoktur. Yürütme, Anayasa ve kanunlara göre yerine getirilen bir yetki ve görevdir. Asli düzenleme yapma yetkisi yasamanındır ve Anayasanın 7 nci maddesine göre, devredilemez. Söz konusu dördüncü fıkrada yürütmeye asli düzenleme yetkisi verilmesi, Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırı bir yetki devri niteliği taşımaktadır ve kökenini Anayasadan almadığı için, Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişmektedir. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen “hukuk devleti” ve 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
Açıklanan nedenlerle 5179 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
c) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen bu hüküm ile, insan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda uygulanacağı belirtilen “ihtiyati tedbirler” ile ilgili usul ve esasların yönetmelik ile belirlenmesi öngörülmüştür. 5179 sayılı Kanunda, yönetmelikle düzenlenecek tedbirlerin konu, amaç ve koşulları açısından herhangi bir hükme yer verilmemiş olduğu dikkate alındığında, burada da asli düzenleme yetkisinin devredilmiş olduğu görülmektedir.
Yürütmenin Anayasanın gösterdiği ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi yoktur. Anayasanın 8 inci maddesine göre yürütme Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilen bir yetki ve görevdir. Asli düzenleme yetkisi ise yasamanındır ve Anayasanın 7 nci maddesine göre, devredilemez. Bu nedenle söz konusu ikinci fıkrada yürütmeye verilen düzenleme yetkisi Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırıdır ve kökenini Anayasadan almadığı için Anayasanın 6 ncı maddesiyle de çelişmektedir.
Ayrıca nesnel yasa kuralları ile sınırları gösterilmemiş bir yetkinin, keyfi uygulamalara yol açabileceği ve bu nedenle Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesi ile de uyumlu olamayacağı da kuşkusuzdur. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ve Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
5179 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 inci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
d) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen bu hükümde “Acil durumlarla ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” denilmiş ancak 5179 sayılı Kanunda, hangi durumların acil durum sayılacağına ve bu durumlarda alınacağı açıklanan “gerekli tedbirlerin” neler olduğuna ilişkin hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle söz konusu hususlarda yapılacak düzenleme bir asli düzenleme niteliğini taşıyacaktır. Halbuki yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi yoktur. Anayasanın 8 inci maddesine göre yürütme, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak yerine getirilecek bir yetki ve görevdir. Asli düzenleme yetkisi yasamanındır ve Anayasanın 7 nci maddesine göre devredilemez. 14 üncü maddenin ikinci fıkrasında yürütmeye verilen düzenleme yetkisi Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırı bir yetki devridir ve kökenini Anayasadan almadığı için, Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişmektedir. Görüldüğü gibi yasama organına ait devredilemeyecek bir yetki olan “asli düzenleme yetkisi” burada da yürütmeye devredilmiştir.
Diğer taraftan 5179 sayılı Kanunun “Ceza hükümleri” başlığını 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, 14 üncü maddede belirtilen acil durumlarda alınacak tedbirlere gerçek ve tüzelkişilere beş miyar lira idari para cezası verilmesi, eylemin tekrarı halinde idari para cezasının iki kat artırılarak uygulanması öngörülmektedir. Acil durumla ilgili usul ve esasları belirleme yetkisine sahip olan İdare, bu yolla fiilin suç sayılıp sayılmayacağını da belirlemiş olmaktadır. O halde iptali istenilen hüküm, Anayasanın 38 inci maddesindeki “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir.
Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 2 nci maddesindeki “hukuk devleti” ve 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
Açıklanan nedenlerle 14 üncü maddenin ikinci fıkrası, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı olup iptali gerekmektedir.
e) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen 23 üncü maddenin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde; Bu Kanun kapsamındaki gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçimi ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.
Anayasanın 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir” denilmiştir.
Gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçiminde dikkate alınacak en önemli kıstasın “nitelikleri” olacağı kuşkusuzdur. Nitelik’ten soyutlanamayacak bir seçime ilişkin usul ve esasların kanunla düzenlenmeyerek yönetmeliğe bırakılması da Anayasanın 128 inci maddesine aykırı düşmektedir. Seçim, yetiştirmenin ön şartı olup, seçme olmadan yetiştirme de olamayacağından cümlenin tamamı için iptal istenilmiştir.
Diğer yandan 128 inci maddeye göre kanunla yapılması gereken bir asli düzenlemenin yürütmeye bırakılması, Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırı bir yetki devridir. Kökenini Anayasadan almayan bu yetkinin Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişeceği açıktır.
Anayasanın herhangi bir maddesine aykırı olan bir hükmün Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen “hukuk devleti” ve 11 inci maddesinde yer verilen “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleri ile uyumlu olması da düşünülemez. Bu nedenle 5179 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 128 inci maddelerine aykırı olup iptali gerekmektedir.
f) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 25 inci Maddesinin birinci fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresi ile ikinci fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
5179 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında; Gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve ihraç eden ve satan işyeri yetkililerinin, kontrol ve denetim sonuçları hakkında, ilgili mercilere itiraz edebileceği açıklanmakta ve ikinci fıkrasında da, itiraz hakkına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmektedir.
25 inci maddenin birinci fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresi, kontrol ve denetim sonuçlarına karşı hangi mercilere ve hangi sürelerde itiraz edileceğini göstermediği için Anayasanın 40 ıncı maddesine aykırıdır
Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” hükmüne amirdir. Bu maddenin gerekçesinde de “Bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmaktadır. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir”
Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen “kanun yolları” hep demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Özgürlükler, ancak Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen nedenlerle ve demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilir.
Öte yandan böyle bir ibare, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin en önemli ögelerinden olan “belirlilik” ilkesine de aykırı düşer. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez. Bu nedenle 5129 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasındaki söz konusu ibare; Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olup iptali gerekmektedir.
5179 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin ikinci fıkrasında; itirazın yapılacağı merciler de dahil itiraz hakkına ilişkin tüm düzenlemelerin yönetmelik ile yapılması öngörülmüştür. Böyle bir düzenleme; 5179 sayılı Kanunun genelinde görülen yasama organına ait ve devredilemeyecek bir yetki olan “asli düzenleme yetkisi” nin devrinden başka bir şey değildir.
Asli düzenleme yetkisi, Anayasanın 7 nci maddesine göre, yasamanındır ve devredilemez.
Anayasanın 8 inci maddesi ise yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi olmadığını; yürütmenin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılan ve yerine getirilen bir yetki ve görev niteliğini taşıdığını ifade etmektedir.
Bu nedenle 25 inci maddenin ikinci fıkrası Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırıdır. Devredilen yetki kökenini Anayasadan almadığı için Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişmektedir. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenleme Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ve 11 inci maddesinde yer alan Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle de bağdaşmaz. Bu nedenle söz konusu 25 inci maddenin ikinci fıkrası; Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptal edilmesi gerekmektedir.
g) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci paragrafındaki “üretimden men edilir” ve “el konulur”, ikinci paragrafındaki “ürünlere el konulur”, üçüncü paragrafındaki “faaliyetten men edilir”, “el konulur” ve “izinleri iptal edilir”, (b) bendindeki “faaliyetten men edilir”, (c) bendinin birinci paragrafındaki “faaliyetten men edilir” ibaresi ile ikinci paragrafındaki “yöneticilikten men cezası”, (d) bendindeki “el konulur” ibaresinin, (e) bendindeki “faaliyetten men edilir”, (f) bendindeki “toplattırılır” ibarelerinin Anayasaya Aykırılığı
Yukarıda belirtilen ve iptali istenilen ibareler; 5129 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle idareye tanınan ceza ve önlem mahiyetindeki müeyyide ve işlemlerdir. 29 uncu maddede öngörülen para cezalarına karşı başvurulacak kanun yolu “idari yargı” olarak 30 uncu maddede gösterilmiş ancak idarenin söz konusu müeyyide ve işlemlerine karşı başvurulacak kanun yolu ve süresi açıklanmamıştır. Bu tür düzenleme yukarıda da açıklandığı üzere, Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” hükmüne açıkça aykırılık teşkil eder.
İdarenin işlemlerine karşı kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi; Anayasakoyucu tarafından hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından bir zorunluluk olarak görülüp Devlete bir görev olarak verilmiş olması karşısında, bu Anayasal görevi yerine getirmeyen Devletin, hiçbir şekilde kanun yolunu ve süresini göstermediği işlemleri tesis etmesi de düşünülemez.
Öte yandan bu tür ibareler, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin en önemli ögelerinden olan “belirlilik” ilkesine de aykırı düşer. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez. Bu nedenle 5129 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki söz konusu ibareler; Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olup iptal edilmeleri gerekir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA GEREKÇESİ
Günümüzde gıdaların doğallığını yitirmiş olduğu bir gerçektir. Gıda üretiminde yaklaşık 6000 çeşit kimyasal ve diğer maddeler kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca genetik modifiye gıdalardan söz edilmektedir. Bunlar sağlık açısından insanlarda kanser, hipertansiyon, osteoporoz, dolaşım ve sindirim bozuklukları hastalığı anlamına gelmektedir. Ayrıca zoonoz ve diğer bir çok hastalık, gıdalar vasıtasıyla sindirim yoluyla insanlara bulaşmaktadır.
Ülkemizde yapılan bir bilimsel araştırma, ölümlerin % 11’inin kanserden ileri geldiğini ortaya koymuştur. Bu % 11’in önemli diliminin ise, gıda kaynaklı olduğu düşünülmektedir (Pekcan ve Karaağaoğlu, DPT yayınları, 2670, s.45, Mart 2003).
Görüldüğü gibi, halkın sağlığının korunması ve bu maksatla gıda maddeleri ile bu maddeleri üreten işyerlerinin denetiminin yapılmasına ilişkin böylesine önemli bir yasada; Avrupa Birliği tarafından uygulanması zorunlu hale getirilen HACCP (Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları) Sisteminin temel ilkelerine ilişkin düzenlemelerin -hem de eksik olarak- Anayasaya aykırı bir şekilde asli düzenleme yetkisi devredilerek yönetmeliğe bırakılması ve de “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin yok sayılması; giderilmesi güç veya imkansız durum ve zararlar doğuracağından; iptal davası sonuçlanıncaya kadar iptali istenen hükümlerin yürürlüğünün durdurulması da istenmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
a) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
b) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
c) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
d) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
e) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 128 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
f) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birici fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresinin Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olduğundan, ikinci fıkrasının 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
g) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci paragrafındaki “üretimden men edilir” ve “el konulur”, ikinci paragrafındaki “ürünlere el konulur”, üçüncü paragrafındaki “faaliyetten men edilir”, “el konulur” ve” izinleri iptal edilir”, (b) bendindeki “faaliyetten men edilir”, (c) bendinin birinci paragrafındaki “faaliyetten men edilir” ve ikinci paragrafındaki “yöneticilikten men cezası”, (d) bendindeki “el konulur”, (e) bendindeki “faaliyetten men edilir”, (f) bendindeki “toplattırılır” ibarelerinin, Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
ve uygulanmaları halinde giderilmesi güç ya da olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Yasa’nın iptali istenilen fıkra, tümce ve ibareleri içeren maddeleri şöyledir:
“MADDE 5.- Gıda maddelerinin ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin gıda güvenliği, hijyen ve kalite analizlerini yapmak üzere, Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarlar kurulabilir.
Bu laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
Sağlık Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri yetkileri çerçevesinde bulunan laboratuvarlar için bu madde hükmü uygulanmaz.
MADDE 9.- İnsan sağlığının korunması ve gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için gıda mevzuatı uygulamalarında risk analizi esas alınır. Ancak koşulların ve/veya alınan tedbirlerin, doğası gereği uygun olmaması durumunda risk analizi hariç tutulur.
Risk değerlendirmesi bilimsel kanıtlara dayandırılır; bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir şekilde yapılır.
Risk yönetiminde, risk değerlendirmesi sonuçları dikkate alınır ve bu Kanunun 10 uncu maddesindeki şartların oluşması durumunda ihtiyati tedbirler uygulanır.
Risk analizi ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 10.- İnsan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda, kapsamlı bir risk değerlendirmesine imkan sağlayacak ileri düzeyde bilimsel veriler elde edilinceye kadar, geçici risk yönetimi tedbirlerine başvurulabilir.
İhtiyati tedbirler ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 14.- Üretilen veya ithal edilen gıda maddesinin, sağlığa zararlı olabileceği ihtimalinin belirmesi durumunda, söz konusu gıda maddesinin pazara sunumu, kullanımı ve ithalatına ilişkin gerekli tedbirler alınır.
Acil durumlarla ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 23.- Bu Kanun ve bu Kanuna istinaden çıkarılan mevzuatın uygulanmasına ilişkin olarak tüm gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, satan işyerleri ile bu yerlerde üretilen, satılan tüm gıda maddelerinin ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin piyasa gözetimi ve denetimi, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde yapılır. Ancak, halk sağlığını ilgilendiren acil durumlarda gerektiğinde, Sağlık Bakanlığının müdahale hakkı saklıdır.
Gıda maddeleri satış ve toplu tüketim yerlerinin denetimi, Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlığın belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ilgili mercilerce yapılır.
Bu Kanunun amaç ve kapsamına uygun olarak; gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin birincil üretim aşaması dahil olmak üzere üretim ve tüketim zincirinin tüm aşamalarında, gıda kontrol ve denetim hizmeti, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en az lisans düzeyinde eğitim almış personel tarafından yapılır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olup lise düzeyinde eğitimi olduğu halde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce denetim görevi yapanların hakları saklıdır. Bu Kanun kapsamındaki gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçimi ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 25.- Gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve ihraç eden ve satan işyeri yetkilileri, kontrol ve denetim sonuçları hakkında, ilgili mercilere itiraz edebilir.
İtiraz hakkına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 29.- (Değişik madde ve başlığı: 5728 - 23.1.2008 / m.542) Bu Kanuna uymayanlara uygulanacak cezai hükümler aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
a) 4 üncü maddede belirtilen izin ve tescil işlemlerini yaptırmadan üretime geçen veya bu ürünleri mübadele konusu yapan gerçek veya tüzel kişilere bin Türk Lirası idari para cezası verilir ve işletme üretimden men edilir. Ayrıca, ürünlere elkonularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu işletmelerin, tescil ve izin işlemleri yapıldıktan sonra üretim yapmalarına izin verilir.
Üretim izni alınmamış gıdaları, bunlarla temasta bulunan madde ve malzemeleri veya süresi dolmuş gıda maddeleri satan veya satışa arzeden gerçek veya tüzel kişilere bin Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, bu ürünlere elkonularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.
4 üncü maddede belirtilen izin ve tescil işlemlerini yaptıran; ancak, asgari teknik ve hijyenik şartlarını muhafaza etmeden üretim yapan işyerleri, durumlarını düzeltinceye kadar faaliyetten men edilir, üretilen ürünlere el konulur ve sahipleri gerçek veya tüzelkişilere bin Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, elkonulan ürünlerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu işletmelere, mevcut durumlarını düzelttikten sonra üretim yapma izni verilir. İlgili mercilerce verilen otuz günlük süre içerisinde, eksikliklerini gidermeyen işyerlerinin çalışmaya esas olan izinleri iptal edilir.
b) 5 inci maddede belirtilen, kuruluş veya faaliyet izni almadan faaliyete geçen özel gıda kontrol laboratuvarı faaliyetten men edilir ve sahibi gerçek veya tüzel kişiye onbin Türk Lirası idari para cezası verilir.
c) 6 ncı maddeye göre sorumlu yöneticileri istihdam etmeyen işyerlerinin sahibi gerçek veya tüzel kişiye, bin Türk Lirası idari para cezası verilir. Otuz gün içinde, sorumlu yönetici görevlendirilmediği takdirde, bu işyerleri faaliyetten men edilir.
Yöneticilik görevini gereği gibi yerine getirmeyen sorumlu yöneticiye, üçyüz Türk Lirası idari para cezası verilir. Eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat artırılarak uygulanır. İkinci defa tekrarı halinde ise, kişi altı ay süreyle sorumlu yöneticilikten men edilir.
d) 18 inci maddede belirtilen sağlığın korunması ile ilgili hükümler dışında, 7 nci maddede belirtilen gıda kodeksine uygun faaliyet göstermeyen gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir. Aykırılık, gıda maddelerinin etiket bilgilerinden kaynaklanıyorsa, etiket bilgileri düzeltilinceye kadar bu gıda maddelerinin satışına izin verilmez.
e) 10 uncu maddede belirtilen tedbirlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir ve faaliyetten men edilir.
f) 14 üncü maddede belirtilen acil durumlarda alınacak tedbirlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir. Bu kişilerce ürün piyasadan toplattırılır, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
g) 16 ncı maddede belirtilen izlenebilirlikle ilgili hükümlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat artırılarak uygulanır.
h) 17 nci maddede belirtilen işyeri sorumluluğu ile ilgili hükümlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
ı) Bu Kanun’un 18 inci maddesinde belirtilen sağlığın korunması ile ilgili yasakları ihlal eden kişiler, Türk Ceza Kanunu‘nun “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı Bölümünde yer alan hükümlere göre cezalandırılır.
i) 19 uncu maddesinde belirtilen ithalat ve ihracatla ilgili yükümlülükleri yerine getirmeyen gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir; ürün, ihracatçısı veya ithalatçısı tarafından piyasadan toplattırılır, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
j) 21 inci maddedeki reklam ve tanıtımlarla ilgili hükümlere aykırı hareket eden gerçek ve tüzel kişilere, beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
k) 22 nci maddede belirtilen tüketici haklarının korunması ile ilgili hükümlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
l) Bu Kanun’un 26 ve 27 nci maddelerinde belirtilen sularla ilgili hükümler ve takviye edici gıdalar, bebek mamaları, özel tıbbi amaçlı diyet gıdalar ve tıbbi amaçlı bebek mamaları ile ilgili hükümlere aykırı hareket eden işyeri, bu şartları yerine getirinceye kadar faaliyetten men edilir ve sahiplerine beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde, idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
m) Bu Kanuna göre yapılacak denetimleri engelleyenlere, beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir.
n) Üreticisi tarafından piyasadan toplattırılmasına karar verilen ürünler, bir hafta içinde toplanmak zorundadır. Ürünleri toplamayan üreticilere ayrıca beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, ürünler ilgili mercilerce toplattırılır ve masraflar yasal faizi ile birlikte üreticisinden tahsil edilir ve bu suretle toplattırılan ürünlerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.
Bu maddenin uygulamasında, eylemin tekrarından maksat, aksine hüküm bulunmayan hallerde eylemin tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde, ilk cezaya konu eylemin tekrar işlenmesidir.” şeklindedir.
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11., 38., 40. ve 128. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul GÜRSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM, A.Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün katılımlarıyla 8.9.2004 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yasa’nın 5. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa’da her hangi bir asli düzenleme yapılmaksızın kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasları belirleme konusunda yürütmeye verilmiş olan yetkinin, bir yasama yetkisi devri niteliği taşıdığı, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının, temel ilkeyi koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz geniş bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerektiği, temel kuralları koymadan, ölçüsünü belirlemeden ve sınırlarını çizmeden, yürütmeye düzenleme yetkisi veren kuralın, Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kuralla Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmektedir.
Yasa’nın 5. maddesinin birinci fıkrasında ise, gıda maddelerinin ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin gıda güvenliği, hijyen ve kalite analizlerini yapmak üzere, Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarların kurulabileceği belirtilmektedir.
Anayasa’nın 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği; 8. maddesinde ise yürütme yetki ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa’ya ve yasalara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği öngörülmüştür. Buna göre, Anayasa’da yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa’da öngörülen ayrık durumlar dışında, yasalarla düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez.
Kuralda, kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimleri konusunda yasa ile esasları belirlenmeden, çerçevesi çizilmeden Bakanlığa çok geniş yetkiler verilmektedir. Yasa’da açıkça düzenleme yoluna gidilmeden, laboratuvarların kuruluşlarının ve çalışmalarının gerekli kıldığı koşulları belirleme yetkisinin idareye verilmesi, yasama yetkisinin devri niteliğini taşımaktadır.
Bu nedenle kural Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 7. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca 2., 6., 8. ve 11. maddeleri yönünden inceleme yapılmamış, 38. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
B- Yasa’nın 9. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, yalnızca risk analizinin; risk değerlendirilmesi, risk yönetimi ve risk iletişimi ile bağlantılı üç ayrı süreçten oluşan sistemi ifade ettiği belirtilerek bu süreçlerin soyut tanımının yapıldığı, risk analizi konusunda temel ilke konulup çerçevesinin çizilmediği, sınırsız, belirsiz ve geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakıldığı belirtilerek, kuralın Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kuralla, risk analizi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmektedir.
Yasa’nın “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, risk analizinin tanımı; risk değerlendirilmesi, risk yönetimi ve risk iletişimi olarak birbirleriyle bağlantılı üç ayrı süreçten oluşan sistem olarak verilmiştir. Aynı madde gereğince risk değerlendirilmesi, olabilecek her türlü tehlikenin, nitelik ve etkilerinin bilimsel olarak belirlendiği süreci; risk yönetimi, risk değerlendirmesini, diğer yasal zorunlulukları ve gerektiğinde uygun önlem ve seçenekleri dikkate alan süreci; risk iletişimi, risk değerlendiricileri, risk yöneticileri ve diğer ilgili tarafların risk ve riske ilişkin faktörlere ait bilgi ve düşünceleri paylaşmasını anlatmaktadır.
Yasa’nın 9. maddesinde risk analizinin, insan sağlığının korunması ve gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için gıda mevzuatı uygulamalarında esas alınacağı; risk değerlendirilmesinin de bilimsel kanıtlara dayanması, bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir şekilde yapılması gerektiği; risk yönetiminde ise, risk değerlendirilmesinin sonuçlarının dikkate alınacağı belirtilmektedir.
Yasa koyucu gerektiğinde sınırlarını belirlemek koşuluyla özel bir uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren konuların düzenlenmesini idareye bırakabilir. Risk analizinin gıda teknolojisine ve bilimsel esaslara dayanılarak yapılacağı şüphesizdir. Özel bir uzmanlık ve teknik bilgi isteyen risk analiziyle ilgili usul ve esasların yasayla ayrıntılı şekilde düzenlenmesi, hızlı teknolojik ve bilimsel gelişmeler karşısında, değişen şartların ve esasların zamanında yerine getirilmesini önleyebilir. Bu bağlamda bilimsel ve teknik alanlarda temel kurallar saptandıktan sonra ayrıntıları düzenleme yetkisinin idareye verilmesi, yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez. Bu nedenle kural Anayasa’nın 7. ve 8. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2., 6. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
C- Yasa’nın 10. ve 14. Maddelerinin İkinci Fıkralarının İncelenmesi
Dava dilekçesinde 10. madde ile insan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda uygulanacağı belirtilen ihtiyati tedbirlerle ilgili usul ve esasların yönetmeliğe bırakıldığı, 14. madde ile de hangi hâllerin acil durum sayılacağı ve bu durumlarda alınacağı açıklanan gerekli tedbirlerin neler olduğuna ilişkin hiçbir düzenlemenin yapılmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5179 sayılı Yasa’nın “İhtiyati tedbirler” başlıklı 10. maddesinin ilk fıkrasında, insan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda, kapsamlı bir risk değerlendirmesine imkân sağlayacak ileri düzeyde bilimsel veriler elde edilinceye kadar, geçici risk yönetimi tedbirlerine başvurulabileceği hüküm altına alınmış, dava konusu ikinci fıkrasında ise, ihtiyati tedbirlerle ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.
Yasa’nın “Acil durumlar” başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasında, üretilen veya ithal edilen gıda maddesinin, zararlı olabileceği ihtimalinin belirmesi durumunda, söz konusu gıda maddesinin pazara sunumu, kullanımı ve ithalatına ilişkin gerekli tedbirlerin alınacağı kuralı yer almakta, iptali istenilen ikinci fıkrada ise, acil durumlarla ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Yasa’nın 9. maddesinin dördüncü fıkrasına ilişkin gerekçeler bu kurallar için de geçerlidir. Bu nedenle iptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 2., 6., 11. ve 38. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
D- Yasa’nın 23. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının İkinci Tümcesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçiminde dikkate alınacak en önemli kıstasın “nitelikleri” olacağı, nitelikten soyutlanamayacak bir seçime ilişkin usul ve esasların kanunla düzenlenmeyerek yönetmeliğe bırakılması nedeniyle kuralın Anayasa’nın 2., 6., 7., 8.,11. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Maddenin son fıkrasının iptali istenilen ikinci tümcesi, “Bu Kanun kapsamındaki gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçimi ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasa’nın 128. maddesinde, “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.” denilmektedir.
İptali istenen tümcede yer alan gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak personelin 5179 sayılı Yasa gereğince yapacakları denetimlerin, Devletin, genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerden olması nedeniyle ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yerine getirileceği ve denetim elemanlarının da bu kapsamda bulunduğu açıktır. Kaldı ki maddenin üçüncü fıkrasında gıda kontrol ve denetim hizmetinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi en az lisans düzeyinde eğitim almış personel tarafından yapılacağı belirtilmektedir.
Bu durumda, 5179 sayılı Yasa’nın 23. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesinde yer alan kontrol ve denetim hizmetini yapacak personelin, hangi alanlardaki lisans mezunlarından olacakları, nitelikleri, seçilme usulleri, tabi olacakları sınavlar, yeterliliklerinin belirlenmesini içeren seçim ve yetiştirilmelerine ilişkin usul ve esasların yasayla düzenlenmesi gerekirken yönetmelikle belirlenmesi, Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.
Kural Anayasa’nın 128. maddesine dayanılarak iptal edilmiş olduğundan ayrıca 2., 6., 7., 8. ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
E- Yasa’nın 25. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan “…ilgili mercilere…” İbaresi ile İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 25. maddenin birinci fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresinin, kontrol ve denetim sonuçlarına karşı hangi mercilere ve hangi sürelerde itiraz edileceğini göstermediğinden ve hukuk devletinin en önemli öğelerinden olan “belirlilik ilkesine” aykırı düştüğü; maddenin ikinci fıkrasında, itirazın yapılacağı merciler de dâhil itiraz hakkına ilişkin tüm düzenlemelerin yönetmelikle yapılması, yasama organına ait ve devredilemeyecek bir yetki olan “asli düzenleme yetkisi” nin devri niteliğinde bulunması nedeniyle Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen ibarenin de yer aldığı birinci fıkrada “Gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve ihraç eden ve satan işyeri yetkilileri, kontrol ve denetim sonuçları hakkında, ilgili mercilere itiraz edebilir” denilmekte, ikinci fıkrada ise, “İtiraz hakkına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” hükmü yer almaktadır.
Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası; “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” şeklindedir. Buna göre Devletin işlemlerine karşı hangi mercilere, hangi süreler içinde başvuracağının belirtilmesi yasayla olabileceği gibi, yasanın verdiği yetkiye dayanarak tüzük, yönetmelik gibi bir düzenleyici işlemle de yapılabilir. Anayasa’nın bu hükmü ile, Devlete verilen görev, somut olaylarda ilgili kişiler hakkında tesis edilen işlemlere karşı başvurulacak kanun yolları ve merciler ile sürelerin belirtilmesi zorunluluğuna ilişkin olup, bu hususlara yönelik olarak her yasada özel bir düzenleme yapma yükümlülüğünü içermemektedir. Dolayısıyla burada devletin işlemlerinde, hangi mercilere ve hangi süreler içinde başvurulacağını açıkça göstermesiyle ilgililerin yetkili makamlara süresini geçirmeden başvurarak hak arama özgürlüklerinin korunması amaçlanmaktadır.
Anayasa’nın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir. Buna göre, ilgili mercilere itiraz edilebileceğine dair bir kural bulunmasa bile Anayasa ve yasalar gereğince ilgililerin kontrol ve denetim sonuçları hakkında yargı yoluna başvurma olanakları vardır. Bu durum karşısında, işyeri yetkililerine tanınan ilgili mercilere itiraz hakkının, yasayla düzenlenmesi ve hatta itiraz hakkı için özel bir düzenleme yapılması da gerekmez. Bu hakka ilişkin esas ve usullerin yönetmelikle belirlenmesi, asli düzenleme yetkisinin devredilmezliği ilkesini ihlâl etmediğinden Anayasa’nın 2. ve 40. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 6., 7., 8. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
F- Yasa’nın 29. Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendinin Birinci Paragrafında Yer Alan “…üretimden men edilir,…” ve “…el konulur…”, İkinci Paragrafında Yer Alan “…ürünlere el konulur,…” ve Üçüncü Paragrafında Yer Alan “…faaliyetten men edilir,…”, “…el konulur…” ve “…izinleri iptal edilir.”, (b) Bendinde “…faaliyetten men edilir…” (c) Bendinin Birinci Paragrafında Yer Alan “…faaliyetten men edilir…” ve İkinci Paragrafında Yer Alan “…yöneticilikten men cezası…”, (d) Bendinde Yer Alan “…el konulur.”, (e) Bendinde Yer Alan “…faaliyetten men edilir.” İbarelerinin ve (f) Bendinde Yer Alan “…toplattırılır,…” Sözcüğünün İncelenmesi
İptal başvurusundan sonra Yasa’nın 29. maddesi, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı “Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile değiştirilmiş olduğundan, bu maddeye ilişkin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un;
A- 1- 5. maddesinin ikinci fıkrasına,
2- 23. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesine,
İlişkin iptal hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu fıkra ve tümcenin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
B- 1- 9. maddesinin dördüncü fıkrasına,
2- 10. maddesinin ikinci fıkrasına,
3- 14. maddesinin ikinci fıkrasına,
4- 25. maddesinin,
a- Birinci fıkrasında yer alan “…ilgili mercilere…” ibaresine,
b- ikinci fıkrasına
Yönelik iptal istemleri, 8.1.2009 günlü, E.2004/69, K.2009/6 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkra ve ibarelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
C- 29. maddesinin birinci fıkrasının;
1- (a) bendinin,
a) Birinci paragrafında yer alan “…üretimden men edilir, …” ve “…el konulur…” ibareleri,
b) İkinci paragrafında yer alan “…ürünlere el konulur…” ibaresi,
c) Üçüncü paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir, …”, “…el konulur…” ve “izinleri iptal edilir.” ibarelerinin,
2- (b) bendinde yer alan “…faaliyetten men edilir…” ibaresi,
3- (c) bendinin,
a) Birinci paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir.” ibaresi,
b) İkinci paragrafındaki “…yöneticilikten men cezası verilir.” ibaresi,
4- (d) bendinde yer alan “…el konulur.” ibaresi,
5- (e) bendinde yer alan “…faaliyetten men edilir.” ibaresi,
6- (f) bendinde yer alan “…toplattırılır, …” sözcüğü,
Hakkında, 8.1.2009 günlü, E.2004/69, K.2009/6 sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu ibare ve sözcüklere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİ HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
8.1.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez” denilmektedir. 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmakta, maddenin beşinci fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi’nin, iptal sonucunda meydana gelecek hukuksal boşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici mahiyette görmesi halinde, dördüncü fıkradaki hükmü uygulayacağı belirtilmektedir.
5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un iptal edilen, 5. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Bu laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” hükmü ile 23. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesindeki “Bu Kanun kapsamındaki gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçimi ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” hükmünün doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden İPTAL HÜKÜMLERİNİN, KARARIN RESMî GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE 8.1.2009 gününde karar verilmiştir.
VII- SONUÇ
27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un:
A- 5. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 9. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- 10. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
D- 14. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
E- 23. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F- 25. maddesinin;
1- Birinci fıkrasında yer alan “… ilgili mercilere …” ibaresinin,
2- İkinci fıkrasının,
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
G- 29. maddesi, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Yasa’nın 542. maddesiyle değiştirildiğinden, maddenin birinci fıkrasının;
1- (a) bendinin,
a- Birinci paragrafında yer alan “… üretimden men edilir, …” ve “… el konulur …” ibarelerine,
b- İkinci paragrafında yer alan “… ürünlere el konulur …” ibaresine,
c- Üçüncü paragrafında yer alan “… faaliyetten men edilir ,…”, “… el konulur …” ve “… izinleri iptal edilir.” ibarelerine,
2- (b) bendinde yer alan “… faaliyetten men edilir …” ibaresine,
3- (c) bendinin,
a- Birinci paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir …” ibaresine,
b- İkinci paragrafında yer alan “… yöneticilikten men cezası …” ibaresine,
4- (d) bendinde yer alan “… el konulur.” ibaresine,
5- (e) bendinde yer alan “… faaliyetten men edilir.” ibaresine,
6- (f) bendinde yer alan “… toplattırılır, …” sözcüğüne,
ilişkin KONUSU KALMAYAN İSTEM HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
H- İptal edilen fıkra ve tümcenin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince İPTAL HÜKÜMLERİNİN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
8.1.2009 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
27.05.2004 günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un:
1- 10. maddesinin ikinci fıkrası;
İptali istenilen fıkranın yer aldığı “ihtiyati tedbirler” başlıklı madde hükmünde;
“İnsan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda, kapsamlı bir risk değerlendirmesine imkan sağlayacak ileri düzeyde bilimsel veriler elde edilinceye kadar, geçici risk yönetimi tedbirlerine başvurulabilir.
İhtiyati tedbirler ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” denilmektedir.
Anayasa’nın 7. maddesinde; “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez “ hükmü yer almıştır.
Buna göre, Yasakoyucunun temel ilkeleri koymadan çerçeveyi çizmeden yürütmeye sınırsız yetki vermemesi belirsiz bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerekir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin muhtelif kararlarında; “idarenin görevleri genel olarak yasaların uygulanmasını göstermek ve sağlamaktır. Yasakoyucu özel bir ihtisas ve teknik bilgi gerektiren konularda hükümete yetki verebilir. Ancak bu yetkinin yasa ile belirlenmesi gerekir. Yasa ile yetkilendirme Anayasa’nın öngördüğü biçimde Yasa ile düzenleme anlamına gelmez. İdareye keyfi uygulamalara yol açabilecek geniş takdir yetkisi verilmesi Anayasa’nın 7. maddesine aykırılık oluşturur” denilmektedir.
Bu durumda iptali istenilen madde hükmü ile usul ve esasları yönetmelikle düzenleneceği belirtilen ihtiyati tedbirlerin konu, amaç ve koşulları açısından herhangi bir çerçeve çizilmeden ve ölçü getirilmeden yasamaya ait asli düzenleme yetkisi yürütmeye devredildiğinden, Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.
2- 14. maddesinin ikinci fıkrası;
İptali istenilen fıkranın yer aldığı “acil durumlar” başlıklı maddede;
“Üretilen veya ithal edilen gıda maddesinin, sağlığa zararlı olabileceği ihtimalinin belirmesi durumunda, söz konusu gıda maddesinin pazara sunumu, kullanımı ve ithalatına ilişkin gerekli tedbirler alınır.
Acil durumlarla ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” denilmektedir.
Madde hükmünde, hangi durumların “acil durum” sayılacağı ve bu durumlarda alınacağı belirtilen “gerekli tedbirlerin” neler olduğu konusunda herhangi bir belirlilik bulunmadığı, böylece çerçevesi ve şartları çizilmeden ve ölçü getirilmeden belirsiz bir alanda idarenin yetkilendirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda 10. maddenin ikinci fıkrasına ilişkin Anayasa’ya aykırılık gerekçesi 14. maddenin ikinci fıkrası için de geçerlidir.
Açıklanan nedenlerle yasamaya ait asli düzenleme yetkisinin yürütmeye devri niteliğindeki düzenleme Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.
3- 25.maddesinin birinci fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresi ile ikinci fıkrası;
İptali istenilen birinci fıkradaki ibare ile ikinci fıkranın yer aldığı maddede;
“Gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve ihraç eden ve satan işyeri yetkilileri, kontrol ve denetim sonuçları hakkında, ilgili mercilere itiraz edebilir.
İtiraz hakkına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” denilmektedir.
Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında (ek: 3. 10. 2001 - 4709 /16 md.)
“Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü yer almıştır.
Bu maddenin gerekçesinde de; bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, merci ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği belirtilmektedir.
Bu durumda; iptali istenilen madde hükmünde yer alan “ilgili mercilere” ibaresi kontrol ve denetim sonuçlarına karşı hangi mercilere ve hangi sürelerde itiraz edileceği konusunda açık olmadığından Anayasa’nın 40. maddesine aykırıdır.
Diğer taraftan; itiraz hakkına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği yolundaki düzenleme ise Yasama organına ait ve devredilemeyecek bir yetki olan asli düzenleme yetkisinin yürütmeye devri niteliğinde olup Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle Yasa’nın yukarıda belirtilen dava konusu kural ve ibarelerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Azlık Oyu
5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilecek Kabulü Hakkında Kanun’un,
1- 10., 14. ve 25. Maddelerinin ikinci fıkraları yönünden:
Anayasa’nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milleti Adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez .” kuralı öngörülmüştür. Bu yetki ancak, yasa koyucunun belirli konularda gerekli kurallar koyup, ölçütler geliştirip ve sınırlar gösterip idareye düzenleme yapması için devredilebilir. Devredilmenin sınırlı oluşu yasamanın sahip olduğu bu yetkinin ilk elden kullanılacak genel ve asıl yetki olma özelliğinden kaynaklanmaktadır.
Davaya konu kurallarda ise, Yasa’nın gıda güvenliği temel amacı doğrultusunda; insan sağlığının zararlı etkilerinden korunmasını amaçlayan ve sonuçta işyeri uğraşlarını önleme niteliği taşıyan ihtiyati tedbir, acil durum ve itiraz hakkı konularında çerçeve çizilmeden, ölçüt ve ilkeler konmadan yürütmeye düzenleme yapma yetkisi verilmesi Anayasa’nın 7. maddesine açıkça aykırıdır. Başka bir deyişle, ihtiyati tedbir gibi yargısal çağrışımlar yapan ve itiraz hakkı gibi yargısal evrenin başlangıcı niteliği taşıyan konular yönetsel niteliğe döndürüldüğünde boyutlarının ve kapsamının somutlaştırılması gerektiği, ayrıca ihtiyati tedbir ve acil durum olgularının çalışma özgürlüğüyle yakın ilintileri ve benzer özellikleri yönünden yasal çerçevenin çizilmesinin zorunlu hale geldiği kuşkusuzdur.
Öte yandan risk analizi yönünden 2. maddedeki tanımlarla birlikte genel ölçütleri içeren 9. maddedeki yaklaşım, bu kuralların anayasal çelişkisini gösteren ayrı bir olgudur.
2- 25. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ilgili mercilere” ibaresiyle, ikinci fıkrası yönünden:
Yasama yetkisinin devredilmezliğiyle ilgili yukarıda değinilen ilkeler ikinci fıkra yönünden de geçerlidir. Bunlar yanında:
Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” kuralı yer almaktadır. Bu kural İdari işlemlerde bulunacak öğelere vurgu yapmaktadır. İtiraza konu kuralın ise kontrol ve denetim sonuçları hakkında itiraz edilecek “merci”ye değindiği görülmektedir. Yasalar düzenledikleri diğer konularda olduğu gibi itiraz yolu öngördüklerinde de belirsizliğe gidecek, farklı yorumlar oluşturacak sözlerden kaçınmalıdır. Bu bakımdan “ ilgili merciler” şeklindeki anlatım amaçlananın yargı yerleri mi, yoksa idari makamlar mı olduğu konusunda duraksama oluştururken, itiraz edilecek yargı yeri veya idarenin hangi makam ya da mahkemeyi öngördüğü konusunda da kuşkuyu yaşatmaktadır. İtiraz edilecek yargı veya idari makamlar yönünden itiraz sürelerinin farklılık gösterecek olması da, belirsizliği ve kuraldaki eksikliği gösteren diğer olgudur.
Belirtilen nedenlerle 5179 sayılı Yasa’nın 10., 14. ve 25. maddesinin ikinci fıkralarıyla, 25. maddenin birinci fıkrasında yer alan “ ilgili mercilere” ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine aykırılığından ötürü iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.
Üye
Şevket APALAK
Anayasa mahkemesi GDO'nun önünü kesti!Umarım böyle de devam eder.Tabi uyanık olmaya devam.Bazı hukukçular hemen pis kokuları bize işaret etmeye başladılar bile!Demokrasi ve insan haklarına aykırı bunca olumsuzluk yaşanırken dünyamızda,bu kadar güzel bir haberi her zaman duymak ta nasip olmuyor.Keyfini çıkaralım! Bu arada 116 defa maşallah!Tam 116 milletvekili uğraştı bu konu ile.İşte bu kahramanların isimleri de gururla eklendi bu sayfalara...Ellerinize sağlık.
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=124185
Sevgiyle kalın.
Yeşim Güriş
116 MİLLETVEKİLİN İMZASI
DENİZ BAYKAL
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU
ATİLLA EMEK
TUNCAY ERCENK
NAİL KAMACI
OSMAN KAPTAN
OSMAN ÖZCAN
MEHMET BOZTAŞ
ÖZLEM ÇERÇİOĞLU
MEHMET MESUT ÖZAKCAN
MEHMET SEMERCİ
YAŞAR TÜZÜN
KEMAL DEMİREL
ALİ DİNÇER
MEHMET KÜÇÜKAŞIK
MUSTAFA ÖZYURT
İSMAİL ÖZAY
FERİDUN AYVAZOĞLU
MUSTAFA GAZALCI
V. HAŞİM ORAL
MESUT DEĞER
MUHSİN KOÇYİĞİT
RASİM ÇAKIR
NEJAT GENCAN
EROL TINASTEPE
MEHMET ALİ ARIKAN
ABDÜLKADİR ATEŞ
MUSTAFA YILMAZ
AHMET YILMAZKAYA
MEHET IŞIK
ESAT CANAN
ABDÜLAZİZ YAZAR
YÜCEL ARTANTAŞ
MEVLÜT ÇOŞKUNER
HALİL AKYÜZ
HASAN AYDIN
SIDIKA SARIBEKİR
ŞÜKRÜ M. ELEKDAĞ
ALİ RIZA GÜLÇİÇEK
HASAN FEHMİ GÜNEŞ
ZEYNEP DAMLA GÜREL
MEMDUH HACIOĞLU
BİRGEN KELEŞ
KEMAL KILIÇDAROĞLU
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU
GÜLDAL OKUDUCU
ONUR ÖYMEN
MEHMET ALİ ÖZPOLAT
MEHMET SEVİGEN
BERHAN ŞİMŞEK
BİHLUN TAMAYLIGİL
VEZİR AKDEMİR
M. KEMAL ANADOL
CANAN ARITMAN
BÜLENT BARATALI
ALİ RIZA BODUR
AHMET ERSİN
ABDURREZZAK ERTEN
ERDAL KARADEMİR
YILMAZ KAYA
TÜRKAN MİÇOOĞULLARI
OĞUZ OYAN
MUHARREM TOPRAK
SEDAT UZUNBAY
MEHMET PARLAKYİĞİT
FİKRET ÜNLÜ
SELAMİ YİĞİT
MEHMET YILDIRIM
HÜSEYİN BAYINDIR
İZZET ÇETİN
NEZİR BÜYÜKCENGİZ
MUHARREM KILIÇ
NURİ ÇİLİNGİR
HASAN ÖREN
UFUK ÖZKAN
MUSTAFA ERDOĞAN YETENÇ
MAHMUT DUYAN
ERSOY BULUT
ALİ OKSAL
HÜSEYİN ÖZCAN
MUSTAFA ÖZYÜREK
ŞEFİK ZENGİN
ALİ ARSLAN
GÜROL ERGİN
FAHRETTİN ÜSÜN
ALİ CUMHUR YAKA
MEHMET ŞERİF ERTUĞRUL
ORHAN ERASLAN
İDRİS SAMİ TANDOĞDU
KAZIM TÜRKMEN
NURETTİN SÖZEN
MAHMUT YILDIZ
MEHMET NURİ SAYGUN
ENİS TÜTÜNCÜ
FERAMUS ŞAHİN
ŞEVKET ARZ
HASAN GÜYÜLDAR
V. SİNAN YERLİKAYA
MEHMET KARTAL
HARUN AKIN
NADİR SARAÇ
UĞUR AKSÖZ
KEMAL SAĞ
TACİDAR SEYHAN
ŞEVKET GÜRSOY
HALİL ÜNLÜTEPE
NACİ ASLAN
MUSTAFA SAYAR
ZEKERİYA AKINCI
A. İSMET ÇANAKÇI
İSMAİL DEĞERLİ
YAKUP KEPENEK
BAYRAM ALİ MERAL
MEHMET TOMANBAY
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU
116. FERİDUN F. BALOĞLU
11 Haziran 2009 PERŞEMBE
Resmî Gazete
Sayı : 27255
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2004/69
Karar Sayısı : 2009/6
Karar Günü : 8.1.2009
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Haluk KOÇ, Oya ARASLI ile birlikte 116 milletvekili.
İPTAL DAVASININ KONUSU : 27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un;
1- 5. maddesinin ikinci fıkrasının,
2- 9. maddesinin dördüncü fıkrasının,
3- 10. maddesinin ikinci fıkrasının,
4- 14. maddesinin ikinci fıkrasının,
5- 23. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesinin,
6- 25. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…ilgili mercilere…” ibaresi ile ikinci fıkrasının,
7- 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin,
a) Birinci paragrafında yer alan “…üretimden men edilir…” ve “…el konulur…” ibarelerinin,
b) İkinci paragrafında yer alan “…ürünlere el konulur…” ibaresinin,
c) Üçüncü paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir…”, “…el konulur…” ve “izinleri iptal edilir” ibarelerinin,
d) (b) bendinde yer alan “…faaliyetten men edilir…” ibaresinin,
e) (c) bendinin birinci paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir…” ibaresi ile ikinci paragrafındaki “…yöneticilikten men cezası…” ibarelerinin,
f) (d) bendindeki “…el konulur…” ibaresinin,
g) (e) bendindeki “…faaliyetten men edilir…” ibaresinin,
h) (f) bendinde yer alan “…toplattırılır…” sözcüğünün,
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11., 38., 40. ve 128. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
Dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“a) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen bu hükümde; gıda maddelerinin ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin gıda güvenliği, hijyen ve kalite analizlerini yapmak üzere, Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesi öngörülmektedir.
Kanunda herhangi bir asli düzenleme yapılmaksızın kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasları belirleme konusunda yürütmeye verilmiş olan yetki, bir yasama yetkisi devri niteliğini taşımaktadır. Çünkü Anayasanın 8 inci maddesine göre yürütme, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılan ve yerine getirilen bir yetki ve görevdir. Yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi yoktur. Bu yetki, Anayasanın 7 nci maddesine göre TBMM’nindir ve devredilemez.
Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının, Anayasanın 7 nci maddesine uygun olabilmesi için, temel ilkeyi koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerekir. Temel kuralları koymadan, ölçüsünü belirlemeden ve sınırlarını çizmeden, yürütmeye düzenleme yetkisi veren kural, Anayasanın 7 nci maddesine aykırı düşer (Anym. 06.07.1993, E. 1993/5, K. 1993/25).
Bu nedenle, söz konusu yetki, Anayasanın 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı olduğu gibi; Anayasadan kökenlenmediği için, Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişmektedir.
Diğer taraftan Anayasanın 38 inci maddesindeki “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi gereğince hangi eylemin suç sayılacağının kanunla belirlenmesi zorunludur. 5179 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, 5 inci maddede belirtilen kuruluş ve/veya faaliyet izni almadan faaliyete geçen özel gıda laboratuvarının faaliyetten men edileceği ve 10 milyar lira idari para cezası verileceği öngörülmüştür. Kuruluş ve çalışma izninin usul ve esaslarını belirleme yetkisine sahip olan İdare, bu yolla fiilin suç sayılıp sayılmayacağını belirlemiş olmaktadır. İptali istenilen hüküm, bu açıdan da Anayasaya aykırıdır.
Ayrıca nesnel yasa kuralları ile sınırları gösterilmemiş bir yetkinin, keyfi uygulamalara yol açabileceği ve bu nedenle Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesi ile de uyumlu olamayacağı da açıktır. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ve Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
Bu nedenlerle 5179 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
b) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen bu hüküm ile, gıda mevzuatı uygulamalarında esas alınacak olan “risk analizi” ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesi öngörülmüştür. 5179 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlığını taşıyan 3 üncü maddesinde, yalnızca risk analizinin; risk değerlendirmesi, risk yönetimi ve risk iletişimi ile bağlantılı üç ayrı süreçten oluşan sistemi ifade ettiği belirtilerek bu süreçlerin soyut tanımı yapılmakla yetinilmiştir.
Görüldüğü gibi gıda mevzuatı uygulamalarında esas alınacak olan ve üç ayrı süreçten oluşan risk analizi konusunda temel ilke konulup çerçevesi çizilmemiş; sınırsız, belirsiz, geniş bir alan yürütmenin düzenlemesine bırakılmıştır. Böyle bir düzenleme, asli bir düzenleme niteliği taşır. Yürütmenin ise Anayasanın 8 inci maddesine göre, Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi yoktur. Yürütme, Anayasa ve kanunlara göre yerine getirilen bir yetki ve görevdir. Asli düzenleme yapma yetkisi yasamanındır ve Anayasanın 7 nci maddesine göre, devredilemez. Söz konusu dördüncü fıkrada yürütmeye asli düzenleme yetkisi verilmesi, Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırı bir yetki devri niteliği taşımaktadır ve kökenini Anayasadan almadığı için, Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişmektedir. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen “hukuk devleti” ve 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
Açıklanan nedenlerle 5179 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
c) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen bu hüküm ile, insan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda uygulanacağı belirtilen “ihtiyati tedbirler” ile ilgili usul ve esasların yönetmelik ile belirlenmesi öngörülmüştür. 5179 sayılı Kanunda, yönetmelikle düzenlenecek tedbirlerin konu, amaç ve koşulları açısından herhangi bir hükme yer verilmemiş olduğu dikkate alındığında, burada da asli düzenleme yetkisinin devredilmiş olduğu görülmektedir.
Yürütmenin Anayasanın gösterdiği ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi yoktur. Anayasanın 8 inci maddesine göre yürütme Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilen bir yetki ve görevdir. Asli düzenleme yetkisi ise yasamanındır ve Anayasanın 7 nci maddesine göre, devredilemez. Bu nedenle söz konusu ikinci fıkrada yürütmeye verilen düzenleme yetkisi Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırıdır ve kökenini Anayasadan almadığı için Anayasanın 6 ncı maddesiyle de çelişmektedir.
Ayrıca nesnel yasa kuralları ile sınırları gösterilmemiş bir yetkinin, keyfi uygulamalara yol açabileceği ve bu nedenle Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesi ile de uyumlu olamayacağı da kuşkusuzdur. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ve Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
5179 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 inci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
d) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen bu hükümde “Acil durumlarla ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” denilmiş ancak 5179 sayılı Kanunda, hangi durumların acil durum sayılacağına ve bu durumlarda alınacağı açıklanan “gerekli tedbirlerin” neler olduğuna ilişkin hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle söz konusu hususlarda yapılacak düzenleme bir asli düzenleme niteliğini taşıyacaktır. Halbuki yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi yoktur. Anayasanın 8 inci maddesine göre yürütme, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak yerine getirilecek bir yetki ve görevdir. Asli düzenleme yetkisi yasamanındır ve Anayasanın 7 nci maddesine göre devredilemez. 14 üncü maddenin ikinci fıkrasında yürütmeye verilen düzenleme yetkisi Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırı bir yetki devridir ve kökenini Anayasadan almadığı için, Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişmektedir. Görüldüğü gibi yasama organına ait devredilemeyecek bir yetki olan “asli düzenleme yetkisi” burada da yürütmeye devredilmiştir.
Diğer taraftan 5179 sayılı Kanunun “Ceza hükümleri” başlığını 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, 14 üncü maddede belirtilen acil durumlarda alınacak tedbirlere gerçek ve tüzelkişilere beş miyar lira idari para cezası verilmesi, eylemin tekrarı halinde idari para cezasının iki kat artırılarak uygulanması öngörülmektedir. Acil durumla ilgili usul ve esasları belirleme yetkisine sahip olan İdare, bu yolla fiilin suç sayılıp sayılmayacağını da belirlemiş olmaktadır. O halde iptali istenilen hüküm, Anayasanın 38 inci maddesindeki “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir.
Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 2 nci maddesindeki “hukuk devleti” ve 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
Açıklanan nedenlerle 14 üncü maddenin ikinci fıkrası, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı olup iptali gerekmektedir.
e) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen 23 üncü maddenin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde; Bu Kanun kapsamındaki gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçimi ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.
Anayasanın 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir” denilmiştir.
Gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçiminde dikkate alınacak en önemli kıstasın “nitelikleri” olacağı kuşkusuzdur. Nitelik’ten soyutlanamayacak bir seçime ilişkin usul ve esasların kanunla düzenlenmeyerek yönetmeliğe bırakılması da Anayasanın 128 inci maddesine aykırı düşmektedir. Seçim, yetiştirmenin ön şartı olup, seçme olmadan yetiştirme de olamayacağından cümlenin tamamı için iptal istenilmiştir.
Diğer yandan 128 inci maddeye göre kanunla yapılması gereken bir asli düzenlemenin yürütmeye bırakılması, Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırı bir yetki devridir. Kökenini Anayasadan almayan bu yetkinin Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişeceği açıktır.
Anayasanın herhangi bir maddesine aykırı olan bir hükmün Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen “hukuk devleti” ve 11 inci maddesinde yer verilen “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleri ile uyumlu olması da düşünülemez. Bu nedenle 5179 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 128 inci maddelerine aykırı olup iptali gerekmektedir.
f) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 25 inci Maddesinin birinci fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresi ile ikinci fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
5179 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında; Gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve ihraç eden ve satan işyeri yetkililerinin, kontrol ve denetim sonuçları hakkında, ilgili mercilere itiraz edebileceği açıklanmakta ve ikinci fıkrasında da, itiraz hakkına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmektedir.
25 inci maddenin birinci fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresi, kontrol ve denetim sonuçlarına karşı hangi mercilere ve hangi sürelerde itiraz edileceğini göstermediği için Anayasanın 40 ıncı maddesine aykırıdır
Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” hükmüne amirdir. Bu maddenin gerekçesinde de “Bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmaktadır. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir”
Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen “kanun yolları” hep demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Özgürlükler, ancak Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen nedenlerle ve demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilir.
Öte yandan böyle bir ibare, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin en önemli ögelerinden olan “belirlilik” ilkesine de aykırı düşer. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez. Bu nedenle 5129 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasındaki söz konusu ibare; Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olup iptali gerekmektedir.
5179 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin ikinci fıkrasında; itirazın yapılacağı merciler de dahil itiraz hakkına ilişkin tüm düzenlemelerin yönetmelik ile yapılması öngörülmüştür. Böyle bir düzenleme; 5179 sayılı Kanunun genelinde görülen yasama organına ait ve devredilemeyecek bir yetki olan “asli düzenleme yetkisi” nin devrinden başka bir şey değildir.
Asli düzenleme yetkisi, Anayasanın 7 nci maddesine göre, yasamanındır ve devredilemez.
Anayasanın 8 inci maddesi ise yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi olmadığını; yürütmenin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılan ve yerine getirilen bir yetki ve görev niteliğini taşıdığını ifade etmektedir.
Bu nedenle 25 inci maddenin ikinci fıkrası Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırıdır. Devredilen yetki kökenini Anayasadan almadığı için Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişmektedir. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenleme Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ve 11 inci maddesinde yer alan Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle de bağdaşmaz. Bu nedenle söz konusu 25 inci maddenin ikinci fıkrası; Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptal edilmesi gerekmektedir.
g) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci paragrafındaki “üretimden men edilir” ve “el konulur”, ikinci paragrafındaki “ürünlere el konulur”, üçüncü paragrafındaki “faaliyetten men edilir”, “el konulur” ve “izinleri iptal edilir”, (b) bendindeki “faaliyetten men edilir”, (c) bendinin birinci paragrafındaki “faaliyetten men edilir” ibaresi ile ikinci paragrafındaki “yöneticilikten men cezası”, (d) bendindeki “el konulur” ibaresinin, (e) bendindeki “faaliyetten men edilir”, (f) bendindeki “toplattırılır” ibarelerinin Anayasaya Aykırılığı
Yukarıda belirtilen ve iptali istenilen ibareler; 5129 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle idareye tanınan ceza ve önlem mahiyetindeki müeyyide ve işlemlerdir. 29 uncu maddede öngörülen para cezalarına karşı başvurulacak kanun yolu “idari yargı” olarak 30 uncu maddede gösterilmiş ancak idarenin söz konusu müeyyide ve işlemlerine karşı başvurulacak kanun yolu ve süresi açıklanmamıştır. Bu tür düzenleme yukarıda da açıklandığı üzere, Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” hükmüne açıkça aykırılık teşkil eder.
İdarenin işlemlerine karşı kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi; Anayasakoyucu tarafından hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından bir zorunluluk olarak görülüp Devlete bir görev olarak verilmiş olması karşısında, bu Anayasal görevi yerine getirmeyen Devletin, hiçbir şekilde kanun yolunu ve süresini göstermediği işlemleri tesis etmesi de düşünülemez.
Öte yandan bu tür ibareler, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin en önemli ögelerinden olan “belirlilik” ilkesine de aykırı düşer. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez. Bu nedenle 5129 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki söz konusu ibareler; Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olup iptal edilmeleri gerekir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA GEREKÇESİ
Günümüzde gıdaların doğallığını yitirmiş olduğu bir gerçektir. Gıda üretiminde yaklaşık 6000 çeşit kimyasal ve diğer maddeler kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca genetik modifiye gıdalardan söz edilmektedir. Bunlar sağlık açısından insanlarda kanser, hipertansiyon, osteoporoz, dolaşım ve sindirim bozuklukları hastalığı anlamına gelmektedir. Ayrıca zoonoz ve diğer bir çok hastalık, gıdalar vasıtasıyla sindirim yoluyla insanlara bulaşmaktadır.
Ülkemizde yapılan bir bilimsel araştırma, ölümlerin % 11’inin kanserden ileri geldiğini ortaya koymuştur. Bu % 11’in önemli diliminin ise, gıda kaynaklı olduğu düşünülmektedir (Pekcan ve Karaağaoğlu, DPT yayınları, 2670, s.45, Mart 2003).
Görüldüğü gibi, halkın sağlığının korunması ve bu maksatla gıda maddeleri ile bu maddeleri üreten işyerlerinin denetiminin yapılmasına ilişkin böylesine önemli bir yasada; Avrupa Birliği tarafından uygulanması zorunlu hale getirilen HACCP (Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları) Sisteminin temel ilkelerine ilişkin düzenlemelerin -hem de eksik olarak- Anayasaya aykırı bir şekilde asli düzenleme yetkisi devredilerek yönetmeliğe bırakılması ve de “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin yok sayılması; giderilmesi güç veya imkansız durum ve zararlar doğuracağından; iptal davası sonuçlanıncaya kadar iptali istenen hükümlerin yürürlüğünün durdurulması da istenmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
a) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
b) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
c) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
d) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
e) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 128 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
f) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birici fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresinin Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olduğundan, ikinci fıkrasının 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
g) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci paragrafındaki “üretimden men edilir” ve “el konulur”, ikinci paragrafındaki “ürünlere el konulur”, üçüncü paragrafındaki “faaliyetten men edilir”, “el konulur” ve” izinleri iptal edilir”, (b) bendindeki “faaliyetten men edilir”, (c) bendinin birinci paragrafındaki “faaliyetten men edilir” ve ikinci paragrafındaki “yöneticilikten men cezası”, (d) bendindeki “el konulur”, (e) bendindeki “faaliyetten men edilir”, (f) bendindeki “toplattırılır” ibarelerinin, Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
ve uygulanmaları halinde giderilmesi güç ya da olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Yasa’nın iptali istenilen fıkra, tümce ve ibareleri içeren maddeleri şöyledir:
“MADDE 5.- Gıda maddelerinin ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin gıda güvenliği, hijyen ve kalite analizlerini yapmak üzere, Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarlar kurulabilir.
Bu laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
Sağlık Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri yetkileri çerçevesinde bulunan laboratuvarlar için bu madde hükmü uygulanmaz.
MADDE 9.- İnsan sağlığının korunması ve gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için gıda mevzuatı uygulamalarında risk analizi esas alınır. Ancak koşulların ve/veya alınan tedbirlerin, doğası gereği uygun olmaması durumunda risk analizi hariç tutulur.
Risk değerlendirmesi bilimsel kanıtlara dayandırılır; bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir şekilde yapılır.
Risk yönetiminde, risk değerlendirmesi sonuçları dikkate alınır ve bu Kanunun 10 uncu maddesindeki şartların oluşması durumunda ihtiyati tedbirler uygulanır.
Risk analizi ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 10.- İnsan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda, kapsamlı bir risk değerlendirmesine imkan sağlayacak ileri düzeyde bilimsel veriler elde edilinceye kadar, geçici risk yönetimi tedbirlerine başvurulabilir.
İhtiyati tedbirler ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 14.- Üretilen veya ithal edilen gıda maddesinin, sağlığa zararlı olabileceği ihtimalinin belirmesi durumunda, söz konusu gıda maddesinin pazara sunumu, kullanımı ve ithalatına ilişkin gerekli tedbirler alınır.
Acil durumlarla ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 23.- Bu Kanun ve bu Kanuna istinaden çıkarılan mevzuatın uygulanmasına ilişkin olarak tüm gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, satan işyerleri ile bu yerlerde üretilen, satılan tüm gıda maddelerinin ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin piyasa gözetimi ve denetimi, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde yapılır. Ancak, halk sağlığını ilgilendiren acil durumlarda gerektiğinde, Sağlık Bakanlığının müdahale hakkı saklıdır.
Gıda maddeleri satış ve toplu tüketim yerlerinin denetimi, Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlığın belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ilgili mercilerce yapılır.
Bu Kanunun amaç ve kapsamına uygun olarak; gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin birincil üretim aşaması dahil olmak üzere üretim ve tüketim zincirinin tüm aşamalarında, gıda kontrol ve denetim hizmeti, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en az lisans düzeyinde eğitim almış personel tarafından yapılır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olup lise düzeyinde eğitimi olduğu halde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce denetim görevi yapanların hakları saklıdır. Bu Kanun kapsamındaki gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçimi ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 25.- Gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve ihraç eden ve satan işyeri yetkilileri, kontrol ve denetim sonuçları hakkında, ilgili mercilere itiraz edebilir.
İtiraz hakkına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 29.- (Değişik madde ve başlığı: 5728 - 23.1.2008 / m.542) Bu Kanuna uymayanlara uygulanacak cezai hükümler aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
a) 4 üncü maddede belirtilen izin ve tescil işlemlerini yaptırmadan üretime geçen veya bu ürünleri mübadele konusu yapan gerçek veya tüzel kişilere bin Türk Lirası idari para cezası verilir ve işletme üretimden men edilir. Ayrıca, ürünlere elkonularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu işletmelerin, tescil ve izin işlemleri yapıldıktan sonra üretim yapmalarına izin verilir.
Üretim izni alınmamış gıdaları, bunlarla temasta bulunan madde ve malzemeleri veya süresi dolmuş gıda maddeleri satan veya satışa arzeden gerçek veya tüzel kişilere bin Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, bu ürünlere elkonularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.
4 üncü maddede belirtilen izin ve tescil işlemlerini yaptıran; ancak, asgari teknik ve hijyenik şartlarını muhafaza etmeden üretim yapan işyerleri, durumlarını düzeltinceye kadar faaliyetten men edilir, üretilen ürünlere el konulur ve sahipleri gerçek veya tüzelkişilere bin Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, elkonulan ürünlerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu işletmelere, mevcut durumlarını düzelttikten sonra üretim yapma izni verilir. İlgili mercilerce verilen otuz günlük süre içerisinde, eksikliklerini gidermeyen işyerlerinin çalışmaya esas olan izinleri iptal edilir.
b) 5 inci maddede belirtilen, kuruluş veya faaliyet izni almadan faaliyete geçen özel gıda kontrol laboratuvarı faaliyetten men edilir ve sahibi gerçek veya tüzel kişiye onbin Türk Lirası idari para cezası verilir.
c) 6 ncı maddeye göre sorumlu yöneticileri istihdam etmeyen işyerlerinin sahibi gerçek veya tüzel kişiye, bin Türk Lirası idari para cezası verilir. Otuz gün içinde, sorumlu yönetici görevlendirilmediği takdirde, bu işyerleri faaliyetten men edilir.
Yöneticilik görevini gereği gibi yerine getirmeyen sorumlu yöneticiye, üçyüz Türk Lirası idari para cezası verilir. Eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat artırılarak uygulanır. İkinci defa tekrarı halinde ise, kişi altı ay süreyle sorumlu yöneticilikten men edilir.
d) 18 inci maddede belirtilen sağlığın korunması ile ilgili hükümler dışında, 7 nci maddede belirtilen gıda kodeksine uygun faaliyet göstermeyen gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir. Aykırılık, gıda maddelerinin etiket bilgilerinden kaynaklanıyorsa, etiket bilgileri düzeltilinceye kadar bu gıda maddelerinin satışına izin verilmez.
e) 10 uncu maddede belirtilen tedbirlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir ve faaliyetten men edilir.
f) 14 üncü maddede belirtilen acil durumlarda alınacak tedbirlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir. Bu kişilerce ürün piyasadan toplattırılır, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
g) 16 ncı maddede belirtilen izlenebilirlikle ilgili hükümlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat artırılarak uygulanır.
h) 17 nci maddede belirtilen işyeri sorumluluğu ile ilgili hükümlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
ı) Bu Kanun’un 18 inci maddesinde belirtilen sağlığın korunması ile ilgili yasakları ihlal eden kişiler, Türk Ceza Kanunu‘nun “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı Bölümünde yer alan hükümlere göre cezalandırılır.
i) 19 uncu maddesinde belirtilen ithalat ve ihracatla ilgili yükümlülükleri yerine getirmeyen gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir; ürün, ihracatçısı veya ithalatçısı tarafından piyasadan toplattırılır, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
j) 21 inci maddedeki reklam ve tanıtımlarla ilgili hükümlere aykırı hareket eden gerçek ve tüzel kişilere, beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
k) 22 nci maddede belirtilen tüketici haklarının korunması ile ilgili hükümlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
l) Bu Kanun’un 26 ve 27 nci maddelerinde belirtilen sularla ilgili hükümler ve takviye edici gıdalar, bebek mamaları, özel tıbbi amaçlı diyet gıdalar ve tıbbi amaçlı bebek mamaları ile ilgili hükümlere aykırı hareket eden işyeri, bu şartları yerine getirinceye kadar faaliyetten men edilir ve sahiplerine beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde, idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
m) Bu Kanuna göre yapılacak denetimleri engelleyenlere, beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir.
n) Üreticisi tarafından piyasadan toplattırılmasına karar verilen ürünler, bir hafta içinde toplanmak zorundadır. Ürünleri toplamayan üreticilere ayrıca beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, ürünler ilgili mercilerce toplattırılır ve masraflar yasal faizi ile birlikte üreticisinden tahsil edilir ve bu suretle toplattırılan ürünlerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.
Bu maddenin uygulamasında, eylemin tekrarından maksat, aksine hüküm bulunmayan hallerde eylemin tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde, ilk cezaya konu eylemin tekrar işlenmesidir.” şeklindedir.
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11., 38., 40. ve 128. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul GÜRSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM, A.Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün katılımlarıyla 8.9.2004 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yasa’nın 5. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa’da her hangi bir asli düzenleme yapılmaksızın kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasları belirleme konusunda yürütmeye verilmiş olan yetkinin, bir yasama yetkisi devri niteliği taşıdığı, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının, temel ilkeyi koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz geniş bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerektiği, temel kuralları koymadan, ölçüsünü belirlemeden ve sınırlarını çizmeden, yürütmeye düzenleme yetkisi veren kuralın, Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kuralla Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmektedir.
Yasa’nın 5. maddesinin birinci fıkrasında ise, gıda maddelerinin ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin gıda güvenliği, hijyen ve kalite analizlerini yapmak üzere, Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarların kurulabileceği belirtilmektedir.
Anayasa’nın 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği; 8. maddesinde ise yürütme yetki ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa’ya ve yasalara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği öngörülmüştür. Buna göre, Anayasa’da yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa’da öngörülen ayrık durumlar dışında, yasalarla düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez.
Kuralda, kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimleri konusunda yasa ile esasları belirlenmeden, çerçevesi çizilmeden Bakanlığa çok geniş yetkiler verilmektedir. Yasa’da açıkça düzenleme yoluna gidilmeden, laboratuvarların kuruluşlarının ve çalışmalarının gerekli kıldığı koşulları belirleme yetkisinin idareye verilmesi, yasama yetkisinin devri niteliğini taşımaktadır.
Bu nedenle kural Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 7. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca 2., 6., 8. ve 11. maddeleri yönünden inceleme yapılmamış, 38. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
B- Yasa’nın 9. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, yalnızca risk analizinin; risk değerlendirilmesi, risk yönetimi ve risk iletişimi ile bağlantılı üç ayrı süreçten oluşan sistemi ifade ettiği belirtilerek bu süreçlerin soyut tanımının yapıldığı, risk analizi konusunda temel ilke konulup çerçevesinin çizilmediği, sınırsız, belirsiz ve geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakıldığı belirtilerek, kuralın Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kuralla, risk analizi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmektedir.
Yasa’nın “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, risk analizinin tanımı; risk değerlendirilmesi, risk yönetimi ve risk iletişimi olarak birbirleriyle bağlantılı üç ayrı süreçten oluşan sistem olarak verilmiştir. Aynı madde gereğince risk değerlendirilmesi, olabilecek her türlü tehlikenin, nitelik ve etkilerinin bilimsel olarak belirlendiği süreci; risk yönetimi, risk değerlendirmesini, diğer yasal zorunlulukları ve gerektiğinde uygun önlem ve seçenekleri dikkate alan süreci; risk iletişimi, risk değerlendiricileri, risk yöneticileri ve diğer ilgili tarafların risk ve riske ilişkin faktörlere ait bilgi ve düşünceleri paylaşmasını anlatmaktadır.
Yasa’nın 9. maddesinde risk analizinin, insan sağlığının korunması ve gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için gıda mevzuatı uygulamalarında esas alınacağı; risk değerlendirilmesinin de bilimsel kanıtlara dayanması, bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir şekilde yapılması gerektiği; risk yönetiminde ise, risk değerlendirilmesinin sonuçlarının dikkate alınacağı belirtilmektedir.
Yasa koyucu gerektiğinde sınırlarını belirlemek koşuluyla özel bir uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren konuların düzenlenmesini idareye bırakabilir. Risk analizinin gıda teknolojisine ve bilimsel esaslara dayanılarak yapılacağı şüphesizdir. Özel bir uzmanlık ve teknik bilgi isteyen risk analiziyle ilgili usul ve esasların yasayla ayrıntılı şekilde düzenlenmesi, hızlı teknolojik ve bilimsel gelişmeler karşısında, değişen şartların ve esasların zamanında yerine getirilmesini önleyebilir. Bu bağlamda bilimsel ve teknik alanlarda temel kurallar saptandıktan sonra ayrıntıları düzenleme yetkisinin idareye verilmesi, yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez. Bu nedenle kural Anayasa’nın 7. ve 8. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2., 6. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
C- Yasa’nın 10. ve 14. Maddelerinin İkinci Fıkralarının İncelenmesi
Dava dilekçesinde 10. madde ile insan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda uygulanacağı belirtilen ihtiyati tedbirlerle ilgili usul ve esasların yönetmeliğe bırakıldığı, 14. madde ile de hangi hâllerin acil durum sayılacağı ve bu durumlarda alınacağı açıklanan gerekli tedbirlerin neler olduğuna ilişkin hiçbir düzenlemenin yapılmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5179 sayılı Yasa’nın “İhtiyati tedbirler” başlıklı 10. maddesinin ilk fıkrasında, insan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda, kapsamlı bir risk değerlendirmesine imkân sağlayacak ileri düzeyde bilimsel veriler elde edilinceye kadar, geçici risk yönetimi tedbirlerine başvurulabileceği hüküm altına alınmış, dava konusu ikinci fıkrasında ise, ihtiyati tedbirlerle ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.
Yasa’nın “Acil durumlar” başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasında, üretilen veya ithal edilen gıda maddesinin, zararlı olabileceği ihtimalinin belirmesi durumunda, söz konusu gıda maddesinin pazara sunumu, kullanımı ve ithalatına ilişkin gerekli tedbirlerin alınacağı kuralı yer almakta, iptali istenilen ikinci fıkrada ise, acil durumlarla ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Yasa’nın 9. maddesinin dördüncü fıkrasına ilişkin gerekçeler bu kurallar için de geçerlidir. Bu nedenle iptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 2., 6., 11. ve 38. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
D- Yasa’nın 23. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının İkinci Tümcesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçiminde dikkate alınacak en önemli kıstasın “nitelikleri” olacağı, nitelikten soyutlanamayacak bir seçime ilişkin usul ve esasların kanunla düzenlenmeyerek yönetmeliğe bırakılması nedeniyle kuralın Anayasa’nın 2., 6., 7., 8.,11. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Maddenin son fıkrasının iptali istenilen ikinci tümcesi, “Bu Kanun kapsamındaki gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçimi ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasa’nın 128. maddesinde, “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.” denilmektedir.
İptali istenen tümcede yer alan gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak personelin 5179 sayılı Yasa gereğince yapacakları denetimlerin, Devletin, genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerden olması nedeniyle ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yerine getirileceği ve denetim elemanlarının da bu kapsamda bulunduğu açıktır. Kaldı ki maddenin üçüncü fıkrasında gıda kontrol ve denetim hizmetinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi en az lisans düzeyinde eğitim almış personel tarafından yapılacağı belirtilmektedir.
Bu durumda, 5179 sayılı Yasa’nın 23. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesinde yer alan kontrol ve denetim hizmetini yapacak personelin, hangi alanlardaki lisans mezunlarından olacakları, nitelikleri, seçilme usulleri, tabi olacakları sınavlar, yeterliliklerinin belirlenmesini içeren seçim ve yetiştirilmelerine ilişkin usul ve esasların yasayla düzenlenmesi gerekirken yönetmelikle belirlenmesi, Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.
Kural Anayasa’nın 128. maddesine dayanılarak iptal edilmiş olduğundan ayrıca 2., 6., 7., 8. ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
E- Yasa’nın 25. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan “…ilgili mercilere…” İbaresi ile İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 25. maddenin birinci fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresinin, kontrol ve denetim sonuçlarına karşı hangi mercilere ve hangi sürelerde itiraz edileceğini göstermediğinden ve hukuk devletinin en önemli öğelerinden olan “belirlilik ilkesine” aykırı düştüğü; maddenin ikinci fıkrasında, itirazın yapılacağı merciler de dâhil itiraz hakkına ilişkin tüm düzenlemelerin yönetmelikle yapılması, yasama organına ait ve devredilemeyecek bir yetki olan “asli düzenleme yetkisi” nin devri niteliğinde bulunması nedeniyle Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen ibarenin de yer aldığı birinci fıkrada “Gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve ihraç eden ve satan işyeri yetkilileri, kontrol ve denetim sonuçları hakkında, ilgili mercilere itiraz edebilir” denilmekte, ikinci fıkrada ise, “İtiraz hakkına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” hükmü yer almaktadır.
Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası; “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” şeklindedir. Buna göre Devletin işlemlerine karşı hangi mercilere, hangi süreler içinde başvuracağının belirtilmesi yasayla olabileceği gibi, yasanın verdiği yetkiye dayanarak tüzük, yönetmelik gibi bir düzenleyici işlemle de yapılabilir. Anayasa’nın bu hükmü ile, Devlete verilen görev, somut olaylarda ilgili kişiler hakkında tesis edilen işlemlere karşı başvurulacak kanun yolları ve merciler ile sürelerin belirtilmesi zorunluluğuna ilişkin olup, bu hususlara yönelik olarak her yasada özel bir düzenleme yapma yükümlülüğünü içermemektedir. Dolayısıyla burada devletin işlemlerinde, hangi mercilere ve hangi süreler içinde başvurulacağını açıkça göstermesiyle ilgililerin yetkili makamlara süresini geçirmeden başvurarak hak arama özgürlüklerinin korunması amaçlanmaktadır.
Anayasa’nın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir. Buna göre, ilgili mercilere itiraz edilebileceğine dair bir kural bulunmasa bile Anayasa ve yasalar gereğince ilgililerin kontrol ve denetim sonuçları hakkında yargı yoluna başvurma olanakları vardır. Bu durum karşısında, işyeri yetkililerine tanınan ilgili mercilere itiraz hakkının, yasayla düzenlenmesi ve hatta itiraz hakkı için özel bir düzenleme yapılması da gerekmez. Bu hakka ilişkin esas ve usullerin yönetmelikle belirlenmesi, asli düzenleme yetkisinin devredilmezliği ilkesini ihlâl etmediğinden Anayasa’nın 2. ve 40. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 6., 7., 8. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
F- Yasa’nın 29. Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendinin Birinci Paragrafında Yer Alan “…üretimden men edilir,…” ve “…el konulur…”, İkinci Paragrafında Yer Alan “…ürünlere el konulur,…” ve Üçüncü Paragrafında Yer Alan “…faaliyetten men edilir,…”, “…el konulur…” ve “…izinleri iptal edilir.”, (b) Bendinde “…faaliyetten men edilir…” (c) Bendinin Birinci Paragrafında Yer Alan “…faaliyetten men edilir…” ve İkinci Paragrafında Yer Alan “…yöneticilikten men cezası…”, (d) Bendinde Yer Alan “…el konulur.”, (e) Bendinde Yer Alan “…faaliyetten men edilir.” İbarelerinin ve (f) Bendinde Yer Alan “…toplattırılır,…” Sözcüğünün İncelenmesi
İptal başvurusundan sonra Yasa’nın 29. maddesi, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı “Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile değiştirilmiş olduğundan, bu maddeye ilişkin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un;
A- 1- 5. maddesinin ikinci fıkrasına,
2- 23. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesine,
İlişkin iptal hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu fıkra ve tümcenin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
B- 1- 9. maddesinin dördüncü fıkrasına,
2- 10. maddesinin ikinci fıkrasına,
3- 14. maddesinin ikinci fıkrasına,
4- 25. maddesinin,
a- Birinci fıkrasında yer alan “…ilgili mercilere…” ibaresine,
b- ikinci fıkrasına
Yönelik iptal istemleri, 8.1.2009 günlü, E.2004/69, K.2009/6 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkra ve ibarelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
C- 29. maddesinin birinci fıkrasının;
1- (a) bendinin,
a) Birinci paragrafında yer alan “…üretimden men edilir, …” ve “…el konulur…” ibareleri,
b) İkinci paragrafında yer alan “…ürünlere el konulur…” ibaresi,
c) Üçüncü paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir, …”, “…el konulur…” ve “izinleri iptal edilir.” ibarelerinin,
2- (b) bendinde yer alan “…faaliyetten men edilir…” ibaresi,
3- (c) bendinin,
a) Birinci paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir.” ibaresi,
b) İkinci paragrafındaki “…yöneticilikten men cezası verilir.” ibaresi,
4- (d) bendinde yer alan “…el konulur.” ibaresi,
5- (e) bendinde yer alan “…faaliyetten men edilir.” ibaresi,
6- (f) bendinde yer alan “…toplattırılır, …” sözcüğü,
Hakkında, 8.1.2009 günlü, E.2004/69, K.2009/6 sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu ibare ve sözcüklere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİ HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
8.1.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez” denilmektedir. 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmakta, maddenin beşinci fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi’nin, iptal sonucunda meydana gelecek hukuksal boşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici mahiyette görmesi halinde, dördüncü fıkradaki hükmü uygulayacağı belirtilmektedir.
5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un iptal edilen, 5. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Bu laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” hükmü ile 23. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesindeki “Bu Kanun kapsamındaki gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçimi ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” hükmünün doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden İPTAL HÜKÜMLERİNİN, KARARIN RESMî GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE 8.1.2009 gününde karar verilmiştir.
VII- SONUÇ
27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un:
A- 5. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 9. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- 10. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
D- 14. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
E- 23. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F- 25. maddesinin;
1- Birinci fıkrasında yer alan “… ilgili mercilere …” ibaresinin,
2- İkinci fıkrasının,
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
G- 29. maddesi, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Yasa’nın 542. maddesiyle değiştirildiğinden, maddenin birinci fıkrasının;
1- (a) bendinin,
a- Birinci paragrafında yer alan “… üretimden men edilir, …” ve “… el konulur …” ibarelerine,
b- İkinci paragrafında yer alan “… ürünlere el konulur …” ibaresine,
c- Üçüncü paragrafında yer alan “… faaliyetten men edilir ,…”, “… el konulur …” ve “… izinleri iptal edilir.” ibarelerine,
2- (b) bendinde yer alan “… faaliyetten men edilir …” ibaresine,
3- (c) bendinin,
a- Birinci paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir …” ibaresine,
b- İkinci paragrafında yer alan “… yöneticilikten men cezası …” ibaresine,
4- (d) bendinde yer alan “… el konulur.” ibaresine,
5- (e) bendinde yer alan “… faaliyetten men edilir.” ibaresine,
6- (f) bendinde yer alan “… toplattırılır, …” sözcüğüne,
ilişkin KONUSU KALMAYAN İSTEM HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
H- İptal edilen fıkra ve tümcenin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince İPTAL HÜKÜMLERİNİN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
8.1.2009 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
27.05.2004 günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un:
1- 10. maddesinin ikinci fıkrası;
İptali istenilen fıkranın yer aldığı “ihtiyati tedbirler” başlıklı madde hükmünde;
“İnsan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda, kapsamlı bir risk değerlendirmesine imkan sağlayacak ileri düzeyde bilimsel veriler elde edilinceye kadar, geçici risk yönetimi tedbirlerine başvurulabilir.
İhtiyati tedbirler ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” denilmektedir.
Anayasa’nın 7. maddesinde; “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez “ hükmü yer almıştır.
Buna göre, Yasakoyucunun temel ilkeleri koymadan çerçeveyi çizmeden yürütmeye sınırsız yetki vermemesi belirsiz bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerekir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin muhtelif kararlarında; “idarenin görevleri genel olarak yasaların uygulanmasını göstermek ve sağlamaktır. Yasakoyucu özel bir ihtisas ve teknik bilgi gerektiren konularda hükümete yetki verebilir. Ancak bu yetkinin yasa ile belirlenmesi gerekir. Yasa ile yetkilendirme Anayasa’nın öngördüğü biçimde Yasa ile düzenleme anlamına gelmez. İdareye keyfi uygulamalara yol açabilecek geniş takdir yetkisi verilmesi Anayasa’nın 7. maddesine aykırılık oluşturur” denilmektedir.
Bu durumda iptali istenilen madde hükmü ile usul ve esasları yönetmelikle düzenleneceği belirtilen ihtiyati tedbirlerin konu, amaç ve koşulları açısından herhangi bir çerçeve çizilmeden ve ölçü getirilmeden yasamaya ait asli düzenleme yetkisi yürütmeye devredildiğinden, Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.
2- 14. maddesinin ikinci fıkrası;
İptali istenilen fıkranın yer aldığı “acil durumlar” başlıklı maddede;
“Üretilen veya ithal edilen gıda maddesinin, sağlığa zararlı olabileceği ihtimalinin belirmesi durumunda, söz konusu gıda maddesinin pazara sunumu, kullanımı ve ithalatına ilişkin gerekli tedbirler alınır.
Acil durumlarla ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” denilmektedir.
Madde hükmünde, hangi durumların “acil durum” sayılacağı ve bu durumlarda alınacağı belirtilen “gerekli tedbirlerin” neler olduğu konusunda herhangi bir belirlilik bulunmadığı, böylece çerçevesi ve şartları çizilmeden ve ölçü getirilmeden belirsiz bir alanda idarenin yetkilendirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda 10. maddenin ikinci fıkrasına ilişkin Anayasa’ya aykırılık gerekçesi 14. maddenin ikinci fıkrası için de geçerlidir.
Açıklanan nedenlerle yasamaya ait asli düzenleme yetkisinin yürütmeye devri niteliğindeki düzenleme Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.
3- 25.maddesinin birinci fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresi ile ikinci fıkrası;
İptali istenilen birinci fıkradaki ibare ile ikinci fıkranın yer aldığı maddede;
“Gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve ihraç eden ve satan işyeri yetkilileri, kontrol ve denetim sonuçları hakkında, ilgili mercilere itiraz edebilir.
İtiraz hakkına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” denilmektedir.
Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında (ek: 3. 10. 2001 - 4709 /16 md.)
“Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü yer almıştır.
Bu maddenin gerekçesinde de; bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, merci ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği belirtilmektedir.
Bu durumda; iptali istenilen madde hükmünde yer alan “ilgili mercilere” ibaresi kontrol ve denetim sonuçlarına karşı hangi mercilere ve hangi sürelerde itiraz edileceği konusunda açık olmadığından Anayasa’nın 40. maddesine aykırıdır.
Diğer taraftan; itiraz hakkına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği yolundaki düzenleme ise Yasama organına ait ve devredilemeyecek bir yetki olan asli düzenleme yetkisinin yürütmeye devri niteliğinde olup Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle Yasa’nın yukarıda belirtilen dava konusu kural ve ibarelerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Azlık Oyu
5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilecek Kabulü Hakkında Kanun’un,
1- 10., 14. ve 25. Maddelerinin ikinci fıkraları yönünden:
Anayasa’nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milleti Adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez .” kuralı öngörülmüştür. Bu yetki ancak, yasa koyucunun belirli konularda gerekli kurallar koyup, ölçütler geliştirip ve sınırlar gösterip idareye düzenleme yapması için devredilebilir. Devredilmenin sınırlı oluşu yasamanın sahip olduğu bu yetkinin ilk elden kullanılacak genel ve asıl yetki olma özelliğinden kaynaklanmaktadır.
Davaya konu kurallarda ise, Yasa’nın gıda güvenliği temel amacı doğrultusunda; insan sağlığının zararlı etkilerinden korunmasını amaçlayan ve sonuçta işyeri uğraşlarını önleme niteliği taşıyan ihtiyati tedbir, acil durum ve itiraz hakkı konularında çerçeve çizilmeden, ölçüt ve ilkeler konmadan yürütmeye düzenleme yapma yetkisi verilmesi Anayasa’nın 7. maddesine açıkça aykırıdır. Başka bir deyişle, ihtiyati tedbir gibi yargısal çağrışımlar yapan ve itiraz hakkı gibi yargısal evrenin başlangıcı niteliği taşıyan konular yönetsel niteliğe döndürüldüğünde boyutlarının ve kapsamının somutlaştırılması gerektiği, ayrıca ihtiyati tedbir ve acil durum olgularının çalışma özgürlüğüyle yakın ilintileri ve benzer özellikleri yönünden yasal çerçevenin çizilmesinin zorunlu hale geldiği kuşkusuzdur.
Öte yandan risk analizi yönünden 2. maddedeki tanımlarla birlikte genel ölçütleri içeren 9. maddedeki yaklaşım, bu kuralların anayasal çelişkisini gösteren ayrı bir olgudur.
2- 25. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ilgili mercilere” ibaresiyle, ikinci fıkrası yönünden:
Yasama yetkisinin devredilmezliğiyle ilgili yukarıda değinilen ilkeler ikinci fıkra yönünden de geçerlidir. Bunlar yanında:
Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” kuralı yer almaktadır. Bu kural İdari işlemlerde bulunacak öğelere vurgu yapmaktadır. İtiraza konu kuralın ise kontrol ve denetim sonuçları hakkında itiraz edilecek “merci”ye değindiği görülmektedir. Yasalar düzenledikleri diğer konularda olduğu gibi itiraz yolu öngördüklerinde de belirsizliğe gidecek, farklı yorumlar oluşturacak sözlerden kaçınmalıdır. Bu bakımdan “ ilgili merciler” şeklindeki anlatım amaçlananın yargı yerleri mi, yoksa idari makamlar mı olduğu konusunda duraksama oluştururken, itiraz edilecek yargı yeri veya idarenin hangi makam ya da mahkemeyi öngördüğü konusunda da kuşkuyu yaşatmaktadır. İtiraz edilecek yargı veya idari makamlar yönünden itiraz sürelerinin farklılık gösterecek olması da, belirsizliği ve kuraldaki eksikliği gösteren diğer olgudur.
Belirtilen nedenlerle 5179 sayılı Yasa’nın 10., 14. ve 25. maddesinin ikinci fıkralarıyla, 25. maddenin birinci fıkrasında yer alan “ ilgili mercilere” ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine aykırılığından ötürü iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.
Üye
Şevket APALAK
NEDEN PEMBE VE SÜRGÜN?

Pembe Sürgün,blog ismi olarak neden seçtiğim sorusuna bir yanıt yazma vakti geldi kanımca.
Pembe çünkü PDA olarak amacımız balkonlarda Pembe domates yetiştirebilmek.Pembe çünkü insana toz pembe hayaller kurdurabiliyor.Pembe çünkü her minik kızın bir pembe dönemi olduğu gibi,benim de içimde hala yaşatmayı başardığım saf çocuk halimi temsil ediyor.Pembe çünkü barışsever ve sakin bir renk,huzur veriyor.Pembe, en romantik ve narin renk aynı zamanda sakinleştirici bir etkisi var. Araştırmalar gösteriyor ki, pembe insanları yatıştırıyor ve kalplerini yumuşatıyor. Dr. Alexander Schauss, hapishane demirleri pembeye boyandığında mahkumların arasında agresif davranışın azaldığını ifade etmiş. Dr. Schauss'a göre “İnsan sinirlenmek istese bile pembe rengin yakınında başarılı olamaz. Kalp kasları yeterince hızlı hareket etmez. Pembe enerjiyi çeken bir sakinleştirici gibidir. Hatta renk körleri bile pembe ile sakinleşmişlerdir”. demiş...
Şefkat, saflık ve aşk duygularının uyandırılması için en güvenli ve en kesin yol, pembe rengi kullanmakmış. Pembe, sahip olduğu enerji ile timüs bezi ve vücudun bağışıklık sistemini etkiliyor. Bilinç dışında kalmış gerçeklerin ortaya çıkarılması da, pembe rengin enerjisi ile kolaylaşıyor. Kısaca pembe, kişinin sinirlerinin yatışmasında ve duygusal enerjilerinin dengelenmesinde vazgeçilmez bir öneme sahip.
Eh bu kadar ansiklopedik bilgiden sonra gelelim Sürgün'e!
Sürgünü öncelikle filiz anlamında kullandım.Minicik bir tohumdan baş veren ilk sürgün nasılda heyecanlandırıyor her seferinde hepimizi.Her seferinde bir mucizeye şahit olabilmek bu cılız sürgün sayesinde gerçekleşiyor.Caanım pembelerimizin sağlık durumlarını hep en tepedeki sürgüne bakarak anlıyoruz.Başlarını eğer,büklüm büklüm olurlarsa biliyoruz ki susamış bizim pembe hanımlar.
Sürgün çünkü toprakta özgürce yetişmek yerine balkonda saksılarda bir nevi sürgün hayatı yaşıyorlar.Modern yaşam şartları bizi nasıl kutu kutu apartman dairelerine hapsetti ise,pembeler de kutu kutu saksılarda balkonlarda hapis.Bizans dönemi,İngilizce'de Prens adaları denen bizim şimdiki Büyükada,Heybeli,Kınalı,hep sürgün yeri imiş.Yani şehir merkezinden uzaklara dağlara bayırlara sürülürmüş insanlar.Halikarnas balıkçısının Bodrum'a sürgünü gibi...Şimdi dağ tepe ne yazık ki insan,yazlık,GDO,kimyasal tarım ilacı vs ile işgal altında olduğu için bizim pembelere de sürgün yolu aksi istikamet balkon,yani şehir oldu!
Minicik bir tohum,onbin yıllık tarım bilgisini içinde saklıyor.Bizler PDA olarak insanlığa ve kültür mirasımıza duyduğumuz saygı ve doğa sevgisi ile,bu narin pembeleri,bu bilge bıcırları koruyabilmek adına onları bir süre mecburi sürgüne yolluyoruz şehirli balkonlarımızdaki saksılara...Hatırlayın Cevat Şakir'i Halikarnas balıkçısı yapan sürgün yeri Bodrumdur. Kimbilir belki de bu geçici sürgün iyi gelir pembelerimize de asıl ait oldukları tarlalara geri döndüklerinde öncesinden daha iyi şartlara kavuşurlar.Herşeyin sağlıklı insanlar adına temiz ve adil üretildiği, doğal ve demokratik haklarını geri almış olarak!Toz pembe bir düş gibi de gelse sizlere,düş değil sadece bir başlangıç.Şemsiyenin icadı hikayesinden belki biraz daha zor ama imkansız değil.Venüs projesi gibi...
"Düşünceyi sürgüne gönderemezler!''
Ovidius.
Ovidius.
Sevgili karısına kavuşamadan o da Karadeniz'in bir diğer ucunda,Köstence'de sürgünde yazmıştır
ölümsüz eserlerini ikibin yıl önce ...
Nazım ve sürgün edebiyatına ise burda girmeyeceğim çünkü amacım sizleri bir kez daha üzmek değil...
Sonuç olarak neden PEMBE SÜRGÜN?
Sürgün uzaklarda ise acı dolu ama pembe olursa keyifli.Pembe Sürgün tıpkı hayatın kendisi gibi.Acının içinde sevinç,ölümün içinde doğum,pembenin içinde yeşil,zıt ama birbirini tamamlayan.
Kahhahalarla gözyaşının birlikteliği.Kadın ve erkeğin birliği.Yin ve Yang
Dişil ve eril,su ve ateş,soğuk ve sıcak,durgun ve devirgen,büzülme ve genişleme,kronik ve akut,eksiklik ve taşkınlık,ay ve güneş,gece ve gündüz.
Dişil ve eril,su ve ateş,soğuk ve sıcak,durgun ve devirgen,büzülme ve genişleme,kronik ve akut,eksiklik ve taşkınlık,ay ve güneş,gece ve gündüz.
İmparator Augustus ve Şair Ovidius...
Pembe ve Sürgün,Sürgün ve Pembe...
Sevgiyle kalın,
Yeşim Güriş
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)