9 Haziran 2009 Salı

TOHUM YASASI MI,YANILSATILMASI MI?












TAMAMEN DUYGUSAL $$$

Tohum yasası mı yoksa tohum yanılSATILMASI mı???

Balık hafızasının zararları.Tohum konusunu araştırırken takıldı gözüme.Hepsini okumazsanız da 3. soruya ve cevaba lütfen dikkat,sayın Mete Kömeağaç herşeyi aslında ne güzel özetlemiş!Ha bu arada yeşilin tonu tam tuttu mu acaba bilmem beğendiniz mi?





Konferansta ne tür konular işlenecek? Daha çok bilimsel mi, ticaretle ilgili mi? Ne tür beklentileriniz var?
Bilimselliği göz ardı etmemek lazım ama konferansın amacı ve konferansta üzerinde durulacak konu tamamıyla ticari. Ticareti geliştirmek, karşılaştığımız sorunları beraber çözümlemek için birlikte tartışacağız. Ayrıca uluslararası bölgesel bir tohumculuk derneği kurmayı planlıyoruz. Konferansta bu konuyu bir panel yaparak tartışacağız. Bu dernekle birlikte tohum ticaretini birlikte organize edip geliştirmeyi düşünüyoruz. Avrupa’ya, Avrupa istediği zaman ticaret yapıyoruz. Ama WANA ülkeleriyle sürekli bir ihtiyaçtan doğacak ticaret oluşacak.





GDO'ya HAYIR Platformunun ellerine sağlık yine.Sahi sizce bu ton nasıl?

Çok mu sırıttı!!!


Tohumculuk Yasa Tasarısı'nın Mimarı Olan Tohum Endüstricileri Doğruyu Söylemiyor.

Pazartesi, 09 Ekim 2006

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Semih Erkan yaptığı açıklamada; Tarım Köyişleri Bakanlığının Tohumculuk Yasa Tasarısı hazırlık aşamasında çeşitli kurum ve kuruluşlara katkı ve öneriler için bilgi başvurusunda bulunduğunu, Ege Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü ile Tarla Bitkileri Bölümünün de tasarıya katkı verdiklerini fakat tasarının son halinde önemli derecede değişimler ve ayrıcalıklar olduğunu gözlemlediklerini belirtmiştir.Prof.Erkan'a göre yeni tasarıda, kamu kurumlarını, üreticileri, biyolojik çeşitliliği ve ülke ekolojisini olumsuz yönde etkileyebilecek maddeler bulunurken; özel sektörü, GDO'lu üretim materyalini ve bazı şahısları yada şirketleri kayırabilen nitelikte konular da yer almaktadır.
Nitekim tasarıya eleştiri getiren GDO'ya Hayır Platformunu oluşturan tüm sivil toplum kuruluşları ,itiraz konularını madde madde açıklarken bu tasarıyı hazırlayan Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği tasarının eleştirilmesine karşı çıkarak "eski başkanlar" (Yavuz Batur ve Alev Kutay) imzalarıyla başta ZMO ve ZMO Genel Başkanı Gökhan Günaydın'ı seviyesiz bir uslupla suçlamışlardır.
Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği nedir, kimlerden oluşmuştur?
1986 yılında kurulan ve kısa adı TÜRKTED olarak geçen dernek, tohum yetiştiriciliği, ıslahı,depolama,paketleme,sertifikasyon,ithalat ve ihracatı yapan 77 üye şirkete sahiptir. (http://www.turkted.org.tr/ sitesi "üyeler" )
Bu şirketler ağırlıklı olarak ayçiçeği, tahıllar, çim, çiçek, kolza, mısır, pamuk, patates, sebze, silajlık ve yemlik bitkiler, sorgum, soya, sudan otu, pancar ve yonca tohumlarının üretim ,ihracat ve ithalatını yapmaktadırlar.
Türkiye'nin yıllık 20 milyon dolar olan tohum ihracatına karşılık 80 milyon dolara varan tohum ithalatında büyük payı olan TÜRKTED, üyelerinin % 80-90 ının Türk Şirketlerden oluştuğunu gururla söylemektedir.
TÜRKTED içinde %10-20 gibi azınlıkta kalan ! uluslararası ve uluslarüstü tarım ilacı ve tohum şirketleri ise bugün dünya üzerinde 100 milyar dolarlık tohum ticaretinin başında bulunmaktadırlar.Bunların büyük çoğunluğu aynı zamanda Terminatör genlerinin mucitleri, transgenik bitkilerin dünya üzerindeki üretimlerini 90 milyon hektarlara çıkarmış olan GDOlu tohum tüccarlarıdır.
Büyük tarım potansiyeline sahip olan ülkemizin tarımsal alanlarına bir an evvel GDO'lu tohumlarıyla birlikte girebilmek için fırsat kollayan bu şirketlerin Türkiyede'ki taşeronları ,Tohumculuk yasasında konusu geçen "çeşit'in ...geleneksel ve/veya biyoteknolojik yöntemlerle geliştirilmiş olan genetik yapı" olarak tanımlanması ve tescile tabi kılınması" na yaptığımız itirazı "O kadar bilgisizsiniz ki, Biyoteknoloji ile GDO'yu birbirine karıştırıp. GDO lu tohumlar gelecek, Türk tohumculuğu ölecek diye fetva veriyorsunuz. Yazıklar olsun size" diyerek tarımsal biyoteknolojinin GDO silahını görmezden gelerek ve kendi bilgisizliklerini terbiye sınırları dışına çıkarak deşifre etmektedirler.
Küresel literatürde transgenik ürünlere daha sonra genel bir tabirle GMO (GDO) dendiğini ve son zamanlarda da kulağa daha hoş gelmesi amacıyla bunların tümüne biyoteknoloji ürünleri denmeye başlandığını da hatırlatmakta yarar var.
TTED yönetim kurul başkanı Dr.Mete Kömeağaç ,Tohumculuk Yasa Tasarısının hazırlanış aşamasını şöyle anlatmaktadır;
"Yeni Taslak ile sektörün yeniden yapılandırılarak tohumculuk sanayinin geliştirilmesi ve özel sektör ağırlıklı bir yapı oluşturulması hedeflenmiş bulunmaktadır. Bu hedeflere ulaşabilmek için AB'nin tohumculukta en çok gelişmiş iki ülkesi olan Hollanda ve Fransa'daki tohumculuk sektörünün işleyişi Bakanlık ve TÜRKTED (Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği) tarafından incelenmiş ve yeniden yapılandırmada Fransa'da Tohum ve Fide Birliği (GNİS) ve Hollanda'da Tohum Denetim Vakfı (NAK) modellerinden esinlenerek Türkiye Tohumcular Birliği oluşturulması kararlaştırılmıştır. (http://www.turkted.org.tr/ sitesi"Haberler"bölümü )
Görüldüğü üzere bu tasarıda ana çalışmayı TC Tarım ve Köyişleri Bakanlığından ziyade , Tohum Endüstrisi Şirketlerinin yaptığı ve bunların esas amaçlarının, Türkiye Tohumcular Birliği resmi sıfatıyla tohum işinin tamamiyle özel sektörün kontrolüne sokmak olduğu açıktır.
Bu tasarıya karşı çıkanları, TÜRKTED yönetim kurul başkanı Dr.Mete Kömeağaç nispeten seviyeli bir şekilde eleştiriken ,TÜRKTED Eski Başkanları ,tarımsal biyoteknolojide Türkiyenin en büyük uzmanı olan TOTEM başkanı Prof.Dr.Nazimi Açıkgöz aracılığıyla 2 adet bildiri yayınlamışlardır.
Bildiri sahiplerinden ve yukarıda bahsettiğimiz sayın Yavuz Baturun, "Ben Türk şirketiyim" dediği Anadolu Tohum Şirketler Grubu hakikaten adı gibi Anadolu'lumudur?
Kendi internet sitesinde, 250 yıllık geçmişi olan Fransız Vilmorin Şirketi ile eşit paylaşımlı ortak olduğu yazılıdır.
Vimorin'in 1987 yılında bağlı olduğu Limagrain Holding'in ABD'de yerleşik firması olan Ferry Morse Seed Co. firması ile dağıtım sözleşmesi imzalaması sonrasında bu firma daha sonra 1999 yılında yine bir ABD firması olan Harris Moran firması ile birleştirilmiş ve böylece Anadolu Tohum A.Ş. her iki markanın da Türkiye temsilcisi olmuştur.( http://www.anatoh.com/ )
Limagrain (ki şirket olarak TÜRKTED üyesidir) grubunun ceosu Daniel Chéron; "Vilmorinle birlikte oluşturduğumuz küresel birlik Hindistandaki yeni büyüme potansiyelini arttırmamızı hızlandıracak , GDO'lu tarla bitkileri denemelerini de içine alan bioteknolojik ar-ge programları için fırsatlar yaratacaktır" demiştir.Yani görüleceği üzere yayılabildikleri ve giriş imkanı buldukları her ülkede biyoteknolojiyi kullanarak GDO'lu tohumların kullanımı yönünde tüm yabancı şirketler hemen hemen aynı emelleri gütmektedirler.
Aynen Monsanto yetkilisi Phil Angel' in 1998 de New York Times'a verdiği demeçdeki gibi ; "Monsanto'nun biyoteknolojik gıdaların güvenilirliğini ispatlamak gibi bir yükümlülüğü olmamalıdır, zira bizim işimiz satabildiğimiz kadar ürün satmaktır. Güvenilirliği sağlamak FDA (Gıda İlaç Dairesi) nin görevidir.
Dünya Biyoteknolojik tohum devi Monsanto ‘nun yüzlerce sayfaya sığmayacak faaaliyetlerini başka bir zamanda dile getireceğimizi söyleyerek, Monsanto'nun da TURKTED üyesi şirketlerden biri olduğunu hatırlatmakta fayda var.
Kendisiyle yapılan röportajlarda sayın Batur'un görüş ve yaklaşımları ilginçtir.
"Biz genleriyle oynanmış tohumlar konusunda ne durumdayız? "
- Mesela mısır; dünyada en yaygın kullanılan, transgenik mısır. Dane mısır giriyor. Bunun tamamına yakını Amerika ve Brezilya kaynaklı; herhalde yüzde doksanı transgenik. Ancak,1960'larda suni gübreler ortaya çıkmamış olsaydı, dünya bu nüfusa varamazdı. Yarın da transgenik bitkiler olmazsa, insanoğlu kendini doyuramayacak... "
"Dünyayı bekleyen bir kuraklık konuşuluyor. Dünyada iki derecelik bir ısınma şu gün kullandığımız buğday çeşitlerinin hepsini çöpe atıyor. Bir anda biz de açlıkla karşı karşıya kalırız. Böyle ortamlarda yaşayabilecek buğdaylar yetiştirmek için foklardan, kuzeyde yaşayan balıklardan alınan dayanıklılık genleri üzerinde çalışıyorlar..."
"Bizim böyle ürünlere ihtiyacımız var mı?"
- İhtiyaç yok ama kaçınılmaz bir şekilde Türkiye'ye de Avrupa'ya da girecek. Geçen senenin sonunda17 mısır çeşidine Avrupa da izin verdi. (http://www.sabah.com.tr/2006/03/28/cp/gur103-20060325-101.html)
Bildiri sahiplerin bir diğeri olan sayın Alev Kutay %100 yerli sermayeyle 1998 de kurulan Polen Tohumculuğun sahibidir. Ama sayın Kutay aynı zamanda 2004 yılına kadar yine adı "Türk" ile başlayan Turk Deltapine şirketinin de Müdürüydü (ki bu şirket te halen TÜRKTED üyesi olarak Türkiyedeki faaliyetlerine devam etmektedir)
Turk Deltapine , ABD de 90 yıl önce kurulan Delta & Pine Land'in 13 ülkedeki şirketlerinden biriydi (2006ya kadar) .D&PL şirketi Terminatör tohumların kaşifi ve artık dünyada herkes tarafından lanetlenen bu tohumların patentini ABD Tarım Bakanlığından almış olan bir şirkettir.Dünyanın en büyük Pamuk Tohumu üreticisi , ürettiği konvansiyonel ve GDO'lu pamuk ve soya tohumları satan 11.en büyük tohum şirketidir.
Turk Deltapine internet sitesinde; Türkiyedeki amaçlarının, D&PL tarafından ıslah edilen pamuk çeşitlerinin Türkiye şartlarına uygunluğunun test edilmesi, uygun olanların üretimi ve Türk çiftçisinin kullanımına sunmak olduğu yazılmaktadır.
22 Mayıs 2006 tarihinde Delta and Pine Land Company (D&PL), Syngenta'nın Hindistan, Brezilya, Avrupa'da ki pamuk tohumu işlerini ve varlıklarını ve Amerika Birleşik Devletleri'nde ki bazı pamuk gen havuzlarından oluşan küresel pamuk tohumu varlıklarını satın aldığını duyurmuştur. (http://www.deltaandpine.com/press_investors/Investor_Relations_5-22-2006-12916.pdf )
D&PL, 1915 yılında başlayan ıslah çalışmalarıyla şu an dünyanın en büyük pamuk ıslah programlarından birine sahiptir. D&PL' in 5 ülkede toplam 14 adet pamuk ıslah programı bulunmaktadır. Bunlardan 9 adeti Amerika Birleşik Devletlerinde, 1 adeti Brezilya'da, 1 adeti Avustralya'da ve 1 adeti Yunanistan ve 2 adeti Hindistan'dadır.
Türkiyede 1999 ve 2000 yıllarında yapılan Transgenik (ağırlıklı olarak GDO'lu Pamuk) Bitki Çeşitleri Alan Denemelerinde Nazilli, Diyarbakır-Harran ve Çukurova'da Turk Deltapine ,Monsanto ile beraber projeler yürütmüştür.TC Tarım Bakanlığından bu denemelerin nerelerde ,hangi büyüklük ve şartlarda yapıldığına dair bir bilgi alınamamıştır.
Küresel boyutta Delta & Pine Land ile Monsantonun bir çok konuda ortak çalışmaları 2006 Ağutos ayında meyvesini verdi ve Monsanto 1,5 milyar dolara ile D&PLand 'i ve terminatör teknolojisini satın aldı. 1999 da Monsanto Ceosu Robert Saphiro Terminator (steril tohum) teknolojisini ticarileştirmeyeceğini kamuoyuna bildirmişti.2005 de Monsanto konuyla ilgili yeni bir açıklama yaptı ; terminatör teknolojisinin yiyecek/besin mahsullerinde kullanılmayacağını/ ticarileştirilmeyeceğini açıkladı. Bu ise terminatör teknolojisinin besin maddesi olmayan ürünlerde kullanılacağı (örneğin pamuk?) ve gelecekteki diğer terminatör teknolojisi kullanımına kural olarak geçerli olmayacağı imasını taşımaktadır.
Nisan 2005'te Monsanto, dünyanın en büyük 3. pamuk üretim şirketini Emergent genetics (Stoneville)'i almıştı böylece D&PLand'i de ordusuna katan Monsanto dünya pamuk tohum imparatorluğunu (% 57 lik pay ile) ilan etti.
Pamuk tohumunda Bayer Cropscience (ki Bayer Türk ismiyle TURKTED üyesidir) % 25 lik pay ile ikinciliğe Phytogen (ki Dow Agro science aittir) %2,5 payla 3.sırada yer almaktadır. Pastanın geri kalan yaklaşık % 15 lik bölümü de diğer küçük şirketlere aittir.
Yukarıda Türkiye Tohumculuğunu ellerinde tutan, çiftçiyi bir amaç değil tohumun satılacağı bir araç olarak gören , emperyalist sömürgeciliğin sadece silahla değil tohum ve gıda ile de ülke bağımsızlığını yok edilebileceğini kavrayamayan sayın şirketler ve patronlarını, dünyanın,dünya insanlığının ,ekolojinin, tarımın ve gıdanın egemenliğini paralarıyla satın alabileceğini, tek amaçlarının para olduğunu izah etmeye çalıştığımız tohum ve ilaç tekel ve kartellerinin amaçlarını ve oynadıkları oyunları özetlemeye çalıştık.Yukarıda adı geçmeyen ama TURKTED üyesi olan Syngenta,Hazera, Nunhems, Seminis (ki 2005 de Monsanto tarafından satın alındı), Pioneer şirketlerini de sayarak TURTEDin % 10 unu oluşturan bu şirketlerin dünya yönetiminde hatırı sayılır bir güce sahip olduklarını bir kez daha hatırlatırız.
Eğer TC Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Türk Tohumcuğunu ve dolayısıyla Türk Tarımını bu şirketlere havale veya devir edecekse bu ülkenin yurtsever insanları, sivil toplum kuruluşları,mühendisi,köylüsü ,çiftçisi ve tüketicisi bu oyunun bozulması için elinden geleni yapacak her türlü zaman ve ortamda bu bilgileri kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
GDO’ya Hayır Platformu



Sevgiyle kalın

Yeşim Güriş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder